<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ABD &#8211; Haber Sitesi</title>
	<atom:link href="https://akhisarhaber.xyz/category/abd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://akhisarhaber.xyz</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 09:07:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2025/10/cropped-ChatGPT-Image-4-Eki-2025-17_16_44-32x32.png</url>
	<title>ABD &#8211; Haber Sitesi</title>
	<link>https://akhisarhaber.xyz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ABD bunu hep yapıyor! &#8216;Rejim değiştirme karnesi&#8217;: Darbelerden işgallere gizli strateji</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/abd-bunu-hep-yapiyor-rejim-degistirme-karnesi-darbelerden-isgallere-gizli-strateji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:07:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/abd-bunu-hep-yapiyor-rejim-degistirme-karnesi-darbelerden-isgallere-gizli-strateji/</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin bu ay başında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu askeri bir operasyonla alıp götürmesi, ilk bakışta eşi benzeri zor görülen bir 'kaçırma' gibi algılansa da Washington için yeni bir şey değil. Bu olay, ABD’nin dış müdahale tarihindeki son halkalardan biri; Trump yönetiminin İran'a karşı olası adımları ise Venezüella'nın son örnek olmayacağının ipuçlarını veriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/1200x675/69678b372c06cab90313bf10.jpg" /></p>
<p><strong>Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –</strong> 1823&#8217;te ABD Başkanı James Monroe, Amerika kıtasındaki diğer güçlerin kıtada yaptığı müdahaleleri ABD güvenliğine tehdit olarak gören Monroe Doktrini&#8217;ni yayınladı. Bu doktrin ile birlikte ABD çıkarlarının risk altında olduğu durumlarda askeri müdahale fikri doğdu. 1800’lü yıllarda ABD sınırlarını genişletmek için 2 farklı askeri müdahale yaptı. 1840’lı yıllarda Meksika’dan Teksas alındı. 1890’lı yıllarda ise Hawaii Krallığı ABD’nin bir parçası oldu. <strong>İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından değişen güç dengelerinin ardından bir süper güce dönüşen ABD’nin bu politikası, Amerika kıtasını da aşarak dünya geneline yayıldı. Soğuk Savaş yıllarında çoğu zaman dolaylı desteklerle kendisine tehdit gördüğü hükümetlere müdahale eden ABD, kimi zaman da doğrudan askeri müdahalelerle bu politikasını sürdürdü. Bunun en net örnekleri ise Vietnam, Somali, Libya ve Irak gibi ülkelerde görüldü. </p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69678a2a2c06cab90313befe.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<section>
<div>
<p>Ancak tüm askeri gücüne rağmen ABD’nin yaptığı bazı müdahaleler başarılı olamadı. Bunun en net örneklerinden birisi de ABD’ye 180 km uzakta olan Küba’da yaşandı. Sosyalist bir yönetim anlayışını benimseyen Fidel Castro, ABD’nin işgal, suikast ve hükümeti devirmeye yönelik tüm eylemlerine rağmen 2008 yılına kadar Küba’yı yönetti. Küba halihazırda mevcut rejim sebebiyle ABD Başkanı Trump’ın hedef aldığı ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Bununla birlikte ABD’nin kimi zaman yaptığı müdahaleler beraberinde büyük kaoslar getirdi. Irak ve Afganistan işgalleri sonrasında yaşananlar, tüm dünyayı ilgilendiren krizlere sebep oldu. Middle East Eye, ABD’nin 1950’li yıllardan sonra yaptığı bazı askeri müdahaleleri derledi.</p>
</div>
</section>
<p><strong>İRAN İLK KEZ HEDEF ALINMIYOR</strong> </p>
<p>ABD Başkanı Trump’ın son günlerdeki hedefleri arasında İran öne çıkıyor. Ancak ABD, İran’ı ilk kez hedef almıyor. Takvimler 1953 yılını gösterdiğinde, İran’a yapılan müdahale aslında günümüze gelen sürecin başlangıcı olarak kabul edilebilecek bir öneme sahip. <strong>Ağustos 1953&#8217;te, İran&#8217;ın demokratik olarak seçilmiş başbakanı Muhammed Musaddık, ABD ve İngiltere tarafından gizlice düzenlenen bir darbeyle devrildi. Bu müdahalenin sebebi, Musaddık’ın İngiltere kontrolündeki petrol tesislerini kamulaştırmasıydı. </p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69678a492c06cab90313bf01.jpg" /></img></div>
</div>
<p> <span><em>Muhammed Musaddık</em></span><br /></strong></p>
<p>İngiltere ve ABD tarafından yapılan operasyonun ilk etabında Musaddık hükümetine yönelik bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Dini liderlerin evlerine yönelik bombalı saldırıların faili olarak Musaddık hükümetine yakın olan solcu gruplar gösterildi. <strong>ABD ve İngiltere, karmaşanın giderek arttığı İran’da ordu içindeki kendine yakın gördüğü yapıları ve sokak olaylarını körükleyen grupları destekledi. </strong></p>
<section>
<div>
<p>İran’da her şey sona erdiğinde ABD ve İngiltere’nin hükümeti devirme operasyonu başarıyla sonuçlandı ve Musaddık hükümeti devrildi. Musaddık, vatana ihanetten ev hapsine mahkum edildi ve 1967’de hayatını kaybetti. Darbe sonrasında petrol varlıklarının kamulaştırma planı iptal edildi ve Şah Pehlevi, İran’ı 1979&#8217;da devrilene kadar Batı yanlısı, tek partili sistemle yönetti. CIA, 2013&#8217;te darbedeki rolünü kabul etti; İngiltere ise olaylardaki rolünü hiçbir zaman üstlenmedi.</p>
</div>
</section>
<p><strong>ORTA VE GÜNEY AMERİKA’YA DEFALARCA MÜDAHALE ETTİ</strong> </p>
<p>ABD’nin Amerika kıtasında yaptığı son müdahale Venezuela’ya yönelik olsa da Washington’un ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü bu bölgeye geçmişte yaptığı çok sayıda müdahale bulunuyor. Bunlar askeri müdahaleler veya siyasi operasyonlar olarak ayrılıyor. Bunlardan biri de Guatemala’ya yapıldı. 1944&#8217;te Guatemala&#8217;da ABD yanlısı diktatör Jorge Ubico, demokratik bir ayaklanmayla devrildi. 1954 yılına gelindiğinde, Başkan Jacobo Arbenz’in art arda yaptığı reformlar ABD’nin dikkatini çekmeye başladı. <strong>Reform dalgası, ABD’li şirketlerinin çıkarlarını tehdit etmeye başladığında Washington düğmeye bastı. ABD, kendine yakın bir bölgede sosyalist bir yönetimin varlığını kabul edemezdi. Haziran 1954&#8217;te Arbenz, ABD destekli bir darbe sonucu devrildi ve sürgüne gönderildi. Yerine ABD müttefiki general Carlos Castillo Armas geçti ve yabancı yatırımcılara sahip olduğu toprakları ve diğer imtiyazları geri verdi. </strong></p>
<p>Amerika kıtasındaki ABD müdahaleleri Guatemala ile sınırlı kalmadı. 1964 yılında ABD’nin desteğiyle Brezilya’da toprak reformu yapan Joao Goulart yönetimi, ordunun desteklenmesi sonucunda darbeyle devrildi. Darbenin ardından General Humberto Castelo Branco, 1985&#8217;e kadar Brezilya&#8217;yı yöneten askeri diktatörlerin ilki oldu. <strong>Bu dönemlerde ABD’nin de desteğiyle Brezilya ekonomisi 1970&#8217;lerin başlarında hızlı bir büyüme yaşadı. Ancak aynı zamanda yüzlerce siyasi muhalifin devlet eliyle öldürüldü ve tahminen 20 bin kişi işkenceye maruz kaldı. 2018&#8217;de gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde, ABD’nin yaşananlardan haberdar olduğu ortaya çıktı. </p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69678a792c06cab90313bf04.jpg" /></img></div>
</div>
<p><span><em>Salvador Allende yönetimi askeri darbe ile devrilmişti</em></span><br /></strong></p>
<p>ABD’nin Güney Amerika’da yaptığı en akılda kalıcı müdahalelerden biri 1973 yılında Şili’de yaşandı. Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, Kasım 1970&#8217;te iktidara geldi ve kısa süre sonra ABD holdinglerinin hakimiyetinde olan ülkenin bakır endüstrisini kamulaştırdı. Bu, ABD’nin Şili’ye müdahale etmesi için yeterli bir hamleydi. Allende’nin bu hamlesinin ardından CIA, ilk olarak ülke içindeki seçimlere etki etmek için milyonlarca dolar harcadı. <strong>11 Eylül 1973&#8217;te Şili ordusunda görev alan CIA destekli subaylar Allende’ye karşı bir darbe girişiminde bulundu. Yaşanan olaylarda Allende’nin de içinde bulunduğu başkanlık sarayı bombalandı. Her şey sona erdiğinde Allende çatışmalar sırasında hayatını kaybetmiş ve onun yerine ülkenin başına Şili 16 yıl demir yumrukla yönetecek olan General Augusto Pinochet geçmişti. </strong></p>
<section>
<div>
<p>Orta ve Güney Amerika’ya yapılan müdahaleler bunlarla sınırlı kalmadı. 1983 yılında Küba ile yakınlaşan Grenada işgal edildi ve hükümet devrildi. 1989 yılında benzer bir işgal Panama’da yapıldı. 2004 yılında Haiti’de yaşanan darbede ABD’nin de desteği olduğu iddiaları gündeme geldi. Amerika kıtasına yapılan son müdahale 2026 yılının ilk günlerinde Venezuela’ya yapıldı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro kaçırılarak yargılanmak üzere ABD’ye götürüldü.</p>
</div>
</section>
<p><strong>AFGANİSTAN VE IRAK İŞGALLERİ KAOS GETİRDİ</strong> </p>
<p>ABD’nin yakın tarihte yaptığı ve etkileri hâlâ hissedilmeye devam eden müdahalelerin başındaysa Afganistan ve Irak işgalleri geliyor. El Kaide terör örgütünün 11 Eylül 2001&#8217;de ABD&#8217;ye düzenlediği saldırıların ardından, Başkan George W. Bush, Afganistan&#8217;daki Taliban hükümetinden ülkedeki El Kaide kamplarını kapatmasını ve grubun lideri Usame bin Ladin&#8217;i ABD’ye iade etmesini talep etti. <strong>Taliban, 1979&#8217;dan itibaren Sovyetlerin Afganistan&#8217;ı işgaline karşı ABD tarafından silahlandırılmış bir gruptu ve Afganistan’da idareyi ele almış bir gruptu. Ancak ABD Başkanının talebi reddedilince ABD, Ekim 2001&#8217;de ülkeyi işgal etti. Afganistan’da 2002&#8217;den 2014&#8217;e kadar Hamid Karzai başkanlığında geçici bir hükümet kuruldu ve ülkeye ABD ve NATO üyesi ülkelerin askerleri konuşlandı. </p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69678ab52c06cab90313bf07.jpg" /></img></div>
</div>
<p><span><em>ABD askerlerinin Bağdat&#8217;taki Firdevs Meydanında bulunan Saddam Hüseyin heykelini devirmesi Irak işgalinin sembollerinden biri oldu</em></span><br /></strong></p>
<p>ABD işgalinin ardından Taliban silahlı direnişe geçince Afganistan’daki durum daha da derinleşti ve karmaşık hale geldi. 2020 yılında ABD ile Taliban arasında barış anlaşması imzalandı ve ülkede bulunan yabancı askerler Afganistan’dan çekilmeye başladı. <strong>Yabancı güçlerin çekilmesinin ardından Taliban, ülke içinde kısa sürede tekrar hakimiyet sağladı ve halihazırda iktidarda bulunuyor. Afganistan’ın işgali, Afganlar olmak üzere çeşitli ülkelerin vatandaşları olan binlerce sivil ve askerin ölümüne sebep oldu. </strong></p>
<section>
<div>
<p>ABD&#8217;nin son dönemde sonuçları itibariyle en ciddi müdahalelerinden biri Irak’a yönelik oldu. 1991 yılında bir dönem ABD ile yakın ilişkilere sahip olan Irak lideri Saddam Hüseyin, geniş petrol yataklarına sahip olan Kuveyt’i işgal edince ABD liderliğindeki koalisyon güçleri tarafından Kuveyt’ten askeri müdahaleyle çıkarıldı. Saddam, bu müdahalenin ardından Irak’ta iktidarda kalmaya devam etti. Ancak 11 Eylül saldırılarının ardından bu durum değişti. ABD, Irak’ı El Kaide ile bağlantılı olmakla ve kitle imha silahlarına sahip olmakla suçluyordu. Birleşmiş Milletler&#8217;in inceleme ekibi ise bu tür silahların varlığına dair hiçbir kanıt bulamadı. Yeteri kadar kanıt bulunamamış olmasına rağmen ABD ve beraberindeki ülkeler 20 Mart 2003&#8217;te Irak&#8217;ı işgal etti ve Saddam yönetimi devrildi. Saddam, kısa süre içinde yakalandı ve 2006&#8217;da idam edildi. ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Irak’taki kaos daha da büyüdü. Oluşan boşluk ortamında ülkede yeni terör örgütleri ortaya çıktı. ABD, 2011&#8217;de resmen Irak&#8217;tan çekildi ancak 2014’ün sonlarında DAEŞ terör örgütüyle mücadele etmek için ülkedeki askeri varlığını artırdı. ABD, Irak hükümetini desteklemek amacıyla Irak’ta hâlâ az sayıda asker ve üs bulundurmaya devam ediyor.</p>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arap dünyasından İsrail Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamasına peş peşe kınama</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/arap-dunyasindan-israil-buyukelcisi-huckabeenin-aciklamasina-pes-pese-kinama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/arap-dunyasindan-israil-buyukelcisi-huckabeenin-aciklamasina-pes-pese-kinama/</guid>

					<description><![CDATA[İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportaj tepki çekmeye devam ediyor. “ARZ-I MEV’UD”U SAVUNDU Huckabee, Gazze'de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve "Tevrat'a ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/22/699a7d281c949582.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, ABD&#8217;li gazeteci Tucker  Carlson&#8217;a verdiği röportaj tepki çekmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>“ARZ-I MEV’UD”U SAVUNDU</strong></p>
<p>Huckabee, Gazze&#8217;de İsrail tarafından gerçekleştirilen  soykırımda çocukların öldürülmesini ve <em><b>&#8220;Tevrat&#8217;a dayalı Büyük İsrail&#8221;</b></em>  görüşünü savunmuştu.</p>
<p>Büyükelçi Huckabee,  Nil Nehri&#8217;nden Fırat Nehri&#8217;ne uzanan bölgede <em><b>&#8220;İsrail&#8217;in Tevrat&#8217;a dayalı  hakkı olduğunu&#8221;</b></em> iddia ederek, <em><b>&#8220;Hepsini alsalardı iyi olurdu.&#8221;</b></em> demişti.</p>
<p><strong>ARAP DÜNYASINDAN PEŞ PEŞE TEPKİ GELDİ</strong></p>
<p>Suudi Arabistan ve Arap Birliği, ABD&#8217;nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee&#8217;nin İsrail&#8217;in Orta Doğu&#8217;nun tamamı üzerinde kontrol kurmasının <em><b>&#8220;kabul edilebilir&#8221;</b></em> olacağı yönündeki ifadelerine tepki gösterdi.</p>
<p>Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD&#8217;ye, Huckabee&#8217;nin açıklamaları karşısında <em><b>&#8220;net bir tutum&#8221;</b></em> alması çağrısı yapılarak, Huckabee&#8217;nin açıklamaları <em><b>&#8220;tehlikeli ve dünya barışına tehdit&#8221;</b></em> olarak nitelendirildi.</p>
<p>Açıklamada,  <em><b>&#8220;uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler Antlaşmasını ve diplomatik  teamülleri açıkça ihlal eden bir ABD&#8217;li yetkili tarafından yapılmasıyla  tehlikeli bir emsal teşkil eden bu sorumsuz açıklamaları kesinlikle  reddettikleri&#8221;</b></em> belirtildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/22/699a7d35c6092404__w1200xh675.jpg?w=800" /></p>
<p><strong>“AŞIRICI VE TEHLİKELİ AÇIKLAMALAR”</strong></p>
<p>Bunu, <em><b>&#8220;bölge ülkelerinin ABD ile olan  seçkin ilişkilerine saygısızlık, bölge ülkelerine ve halklarına karşı  düşmanlığı körükleyerek küresel güvenlik ve barışı tehdit eden, vahim  sonuçlar doğuracak aşırıcı bir yaklaşım&#8221;</b></em> olarak nitelendirilen  açıklamada, ABD&#8217;den <em><b>&#8220;dünyadaki barış yanlısı tüm ülkeler tarafından  reddedilen bu yaklaşıma&#8221;</b></em> ilişkin tutumunu netleştirmesi talep edildi.</p>
<p>Arap  Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, ABD merkezli X şirketinin  sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Huckabee tarafından dile getirilen <em><b>&#8220;aşırıcı ifadeleri&#8221;</b></em> kınadığını belirtti.</p>
<p>Söz  konusu açıklamaların, <em><b>&#8220;diplomasinin tüm temel kurallarına ve normlarına  aykırı olmasının yanı sıra mantık ve sağduyuyla da bağdaşmadığını&#8221;</b></em>  kaydeden Ebu Gayt, Huckabee&#8217;nin  sözlerinin, <em><b>&#8220;ABD&#8217;nin politika ve tutumlarıyla çeliştiğini ve İsrail&#8217;deki  sağcı kamuoyuna hoş görünmeyi amaçladığını&#8221;</b></em> ifade etti.</p>
<p>Ebu Gayt,  <em><b>&#8220;Herhangi bir temele dayanmayan bu gibi aşırıcı açıklamaların&#8221;</b></em>  duyguları körüklediği, dini ve milli hassasiyetleri tahrik ettiği  uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>MISIR, HUCKABEE’NİN AÇIKLAMALARINI KINADI</strong></p>
<p>Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada da Huckabee’nin  açıklamalarının kınandığı, Tel Aviv yönetiminin Filistin ve Arap  toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, Huckabee’nin sözlerinin, uluslararası hukukun ilkelerine açık bir aykırılık teşkil ettiği belirtildi.</p>
<p>Huckabee’nin  söz konusu açıklamalarının, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze  Şeridi’ndeki savaşın sona erdirilmesine ilişkin ortaya koyduğu vizyonla  çeliştiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, <em><b>&#8220;İsrail’in işgal altındaki  Filistin toprakları ya da diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği  yoktur.&#8221;</b></em> ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>ÜRDÜN&#8217;DEN, ABD’NİN İSRAİL BÜYÜKELÇİSİNİN &#8220;NİL’DEN FIRAT’A UZANAN BÖLGE İSRAİL’İN HAKKI&#8221; AÇIKLAMASINA TEPKİ</strong></p>
<p>Ürdün  Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu  ifadelerin diplomatik teamülleri ihlal ettiği, bölge ülkelerinin  egemenliğine zarar verdiği ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler  Şartı’na açıkça aykırı olduğu belirtildi.</p>
<p>Bakanlık  Sözcüsü Büyükelçi Fuat el-Mecali de açıklamasında Huckabee’nin  açıklamalarını, <em><b>&#8220;provokatif ve sorumsuz&#8221;</b></em> olarak nitelendirerek, bu  söylemlerin ABD Başkanı Donald Trump’ın işgal altındaki Batı Şeria’nın  ilhakını reddeden açıklanmış tutumuyla da çeliştiğini vurguladı.</p>
<p>Açıklamada,  Batı Şeria’nın Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi dahil olmak üzere  uluslararası hukuka göre işgal altındaki Filistin toprağı olduğu ifade  edilerek, iki devletli çözüm temelinde bağımsız Filistin devletinin  hayata geçirilmesinin adil ve kapsamlı barışın tek yolu olduğu ifade  edildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca Gazze’de  istikrarın sağlanması için çabaların yoğunlaştırılması gerektiği  belirtilerek, tırmandırıcı ve hukuki değeri bulunmayan açıklamalar  yerine uluslararası kararların uygulanmasına odaklanılması çağrısında  bulunuldu.</p>
<p><strong>IRAK VE KUVEYT</strong></p>
<p>Irak Dışişleri Bakanlığından konuyla ilgili yazılı açıklama yapıldı.</p>
<p><em><b>“ABD  İsrail Büyükelçisi&#8217;nin, İsrail’in Orta Doğu’nun tamamı üzerinde kontrol  sağlamasının kabul edilebilir olabileceğine dair açıklamalarını  şiddetle kınıyoruz ve büyük bir esefle karşıladık.”</b></em> denilen açıklamada,  bu açıklamaların tehlikeli bir aşırılık teşkil etmekte olup uluslararası  hukuk ilkeleriyle çeliştiği ifade edildi.</p>
<p>Söz  konusu açıklamanın devletlerin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak  bütünlüğüne yönelik ihlal niteliği taşıdığı, bunun yanı sıra bölgenin  güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilecek nitelikte  olduğu kaydedildi.</p>
<p>Öte yandan Kuveyt, Büyükelçi Huckabee&#8217;nin açıklamalarını <em><b>“sorumsuz”</b></em> olarak nitelendirerek şiddetle kınadı.</p>
<p>Kuveyt  Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu  ifadelerin reddedildiği vurgulanırken, Huckabee&#8217;nin ifadelerinin  uluslararası hukukun açık ihlali olduğu belirtildi.</p>
<p>Açıklamada  ayrıca, Filistin halkının devredilemez kendi kaderini tayin hakkına ve  1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin  Devleti kurma hakkına verilen desteğin sürdürüleceği bildirildi.</p>
<p><strong>UMMAN</strong></p>
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı  açıklamada, söz konusu beyanların uluslararası hukuku ve BM kararlarını  ihlal ettiği, barış umutlarını zayıflattığı ve bölgenin güvenlik ile  istikrarını tehdit ettiği vurgulandı.</p>
<p>Umman’ın bu tür açıklamaları kesin bir dille reddettiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada,  <em><b>“ABD’nin İsrail Büyükelçisi Huckabee tarafından yapılan ve işgal  altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap toprakları  üzerinde kontrolün dayatılmasının gayrimeşru biçimde kabulünü ima eden  açıklamaları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.”</b></em> denildi.</p>
<p>Umman’ın  Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına, 4 Haziran 1967  sınırları temelinde ve Doğu Kudüs’ü başkent kabul eden bağımsız bir  devlet kurulmasına yönelik desteğinin yinelendiği açıklamada, tüm Arap  topraklarındaki işgalin sona erdirilmesi çağrısı tekrarlandı.</p>
<div> <span><strong>Kaynak:</strong> Ensonhaber Haber Merkezi</span> </div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD&#8217;nin İran&#8217;a olası saldırısında İsrail merkezi rol oynayacak iddiası</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/abdnin-irana-olasi-saldirisinda-israil-merkezi-rol-oynayacak-iddiasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/abdnin-irana-olasi-saldirisinda-israil-merkezi-rol-oynayacak-iddiasi/</guid>

					<description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki karşılıklı restleşmeler sürerken gözler ABD'nin Orta Doğu müttefiki  İsrail'e çevrilmiş durumda.  Bu kapsamda İsrail medyasında, ABD'nin İran'a olası saldırısına ilişkin bir iddia ortaya atıldı. "ABD BAŞKANININ POLİTİKASI ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/22/699a973cab456250.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>ABD ile İran arasındaki karşılıklı restleşmeler sürerken gözler ABD&#8217;nin Orta Doğu müttefiki  İsrail&#8217;e çevrilmiş durumda. </p>
<p>Bu kapsamda İsrail medyasında, ABD&#8217;nin İran&#8217;a olası saldırısına ilişkin bir iddia ortaya atıldı.</p>
<p><strong>&#8220;ABD BAŞKANININ POLİTİKASI ESASLI BİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİ&#8221;</strong></p>
<p>İsrail&#8217;in Yedioth Ahronot gazetesindeki askeri analist Ron Ben Yishai tarafından olası bir savaşın muhtemel senaryolarını ele alan analizinde, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın İran&#8217;la çatışmayı ele alma biçiminde geçen hafta sonu <em><b>&#8220;dramatik bir değişim&#8221; </b></em>yaşandığını belirtti.</p>
<p>Ben Yishai yazısında, <em><b>&#8220;ABD Başkanı, İran’ın nükleer silah üretmesini kalıcı biçimde engellemek için müzakere yolunu sonuna kadar kullanma konusunda kararlılığını sürdürse de, görüşmelerin başarısız olması halinde ABD gücünün kullanılması yönündeki politikası esaslı biçimde değişti.&#8221;</b></em> ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>TRUMP, GENİŞ KAPSAMLI BİR SALDIRI KARARI ALDI </strong></p>
<p>İsrailli analist, İran&#8217;a yönelik muhtemel saldırıların İsrail ve ABD&#8217;nin Haziran 2025&#8217;te İran&#8217;a düzenlediği saldırılar ve 12 gün süren savaştan <em><b>&#8220;daha şiddetli olacağını ve muhtemelen daha uzun süreceğini&#8221;</b></em> kaydetti.</p>
<p>Adını açıklamadığı ABD kaynaklarına dayandırarak Trump’ın, Pentagon ve ABD askeri uzmanlarının yanı sıra Washington&#8217;ı ziyaret eden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve üst düzey güvenlik yetkililerinin, ne kadar güçlü olursa olsun kısa süreli bir operasyonun istenen hedeflerin hiçbirine ulaşamayacağına yönelik kendisini ikna ettiğini belirten Ben Yishai, <em><b>&#8220;Bunun üzerine Trump hızlı, güçlü ve kesin bir darbe yerine haftalar sürecek ezici bir harekat başlatmaya karar verdi.&#8221; </b></em>ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ben Yishai,<em><b> &#8220;hızlı bir darbenin ardından, Tahran’daki rejimin balistik füzeler ve saldırı amaçlı insansız hava araçları fırlatma kapasitesini büyük ölçüde koruyacağı, Hürmüz Boğazı’nı kapatma ve bölgedeki 11 ABD üssü ile İsrail’i tehdit etme imkanına sahip olmayı sürdüreceği&#8221; </b></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/22/699a99bc24c58540__w1200xh675.jpg?w=800" /></p>
<p><strong>&#8220;YURT DIŞINDAKİ İSRAİLLİLER DÖNÜŞ UÇUŞU BULMAKTA ZORLUK YAŞAYACAK&#8221;</strong></p>
<p>İsrailli analist, <em><b>“İlk saldırıyı ister ABD gerçekleştirsin ister İran önleyici bir darbe indirmeye çalışsın, bu durum en az on güne kadar sığınaklarda ve güçlendirilmiş odalarda kalmak zorunda kalacağımız anlamına gelir; yurt dışındaki İsrailliler ise dönüş uçuşu bulmakta zorluk yaşayacaktır.&#8221;</b></em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve gemilerini hedef almasının muhtemel olduğunu, bunun da İran’ı çabalarını yalnızca İsrail’e yoğunlaştırmak yerine farklı alanlara dağıtmaya zorlayacağına işaret eden Ben Yishai, şunları kaydetti:</p>
<p><em><b>“Hizbullah’ın, Husilerin ve Iraklı milislerin İran’a yardım etme yönündeki vaatlerini yerine getirmeye çalışabilecekleri de göz önünde bulundurulmalı. Ancak kapasiteleri oldukça sınırlı ve Hizbullah fiilen savaşa girme konusunda istekli değil. İş bölümüne göre böyle bir durumda Lübnan ve Yemen cepheleriyle ilgilenme sorumluluğu İsrail’e ait olacaktır.&#8221;</b></em></p>
<p><em><b>&#8220;Pentagon ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Trump’a, ramazan ayının sonuna kadar beklemesini tavsiye etmesinin muhtemel olduğunu&#8221; </b></em>aktaran Ben Yishai, bu dönemde<em><b> &#8220;dini coşkunun zirveye ulaştığını, bunun da (Tahran) rejiminin kendilerine saldıranlara karşı kitleleri kışkırtmasını ve protestocuları sokağa çıkmaktan caydırmasını kolaylaştıracağını&#8221;</b></em> kaydetti.</p>
<p><strong>NETANYAHU, BALİSTİK FÜZELERİNE MÜDAHALE EDEBİLMESİ İÇİN SÖZ ALDI </strong></p>
<p>Üzerinde hazırlık yapılan en muhtemel senaryonun, İsrail’in de katılacağı bir ABD saldırısı olduğunu belirten Ben Yishai, <em><b>&#8220;Bu ortaklık İsrail ve ABD’de ele alındı, ancak iki hafta önce Washington’da Trump ile Netanyahu arasında gerçekleşen son görüşmede somut bir nitelik kazandı.&#8221;</b></em> ifadesine yer verdi.</p>
<p>Ben Yishai ayrıca şunları kaydetti:</p>
<p><em><b>&#8220;Görüşmede ele alınan konulardan biri de Netanyahu’nun, Trump’ın İranlılarla bir anlaşma yapması halinde İsrail’in balistik füzelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve depolanmasına yönelik tesislere saldırmasını engelleyebileceği yönündeki endişeleriydi. Zira nükleer programın uzun süreli olarak durdurulmasının ardından balistik füzeler başlıca tehdit haline geldi.&#8221;</b></em></p>
<p>İsrailli analist Netanyahu&#8217;nun balistik füzeleri ciddi biçimde sınırlamayan bir anlaşma yapılması durumunda İsrail’in İran’ın balistik füzelerine müdahale edebilmesi için Trump’tan onay aldığını vurguladı.</p>
<p>Ben Yishai, ABD&#8217;nin İran&#8217;a yönelik muhtemel saldırısında, İsrail&#8217;in hava kuvvetleri, AMAN ve Mossad aracılığıyla <em><b>&#8220;merkezi bir rol&#8221;</b></em> üstleneceği sonucuna vardı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/22/699a99d82803f769__w1200xh675.jpg?w=800" /> </p>
<div> <span><strong>Kaynak:</strong> Anadolu Ajansı (AA)</span> </div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Altın Üçgen&#8217;de 50 yıllık hesaplaşma! El-Mecho gitti, ABD&#8217;nin tercihi neyi değiştirdi?</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/altin-ucgende-50-yillik-hesaplasma-el-mecho-gitti-abdnin-tercihi-neyi-degistirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/altin-ucgende-50-yillik-hesaplasma-el-mecho-gitti-abdnin-tercihi-neyi-degistirdi/</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın en azılı suçlularının, büyük kartellerin ve uyuşturucuyla yaşayıp ölenlerin bir arada olduğu 'Altın Üçgen' Meksika topraklarında 3 eyaletin ortasında bulunuyor. Dünyanın pek çok yerinde bu isimle anılan bölgeler olmasına rağmen, Meksika Altın Üçgeni'nin hikâyesi geçtiğimiz günlerde öldürülen kartel lideri El-Mencho'nun hayatına da dokunuyordu. Devletlerin ve diğer kartellerin bile yenemediği bir kartel olan Sinaloa'nın güneyi bu kez El Mencho için ölüm anlamına geliyordu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/699c6281a77c1ee03e7b72e7.jpg" /></p>
<p><strong>Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – </strong>Dünyanın pek çok yerinde uyuşturucu madde üretimi yapılsa da bazı yerler diğerlerinden daha şöhretli oluyor. <em>Son dönemde Venezuela&#8217;da ABD’nin uyuşturucudan yola çıkarak başlattığı operasyonlar dünya gündemine damgasını vurmuştu.</em> Yaşananların ardından pek çok soru sorulmuş ve içlerinde en çarpıcı olanı ‘sıra hangi ülkede?’ olmuştu. <strong>Öyle ki uyuşturucu üretiminin merkezi ve yayılma noktası olduğu düşünülen bazı noktalar arasında öne çıkan bir ülke de Meksika’ydı.</strong> <em>Ancak Meksika’nın uyuşturucu geçmişi bundan çok daha eskiye, &#8216;Altın Üçgen&#8217;in ilk kurulduğu dönemlere dayanıyordu.</em> <strong>Peki ama &#8216;Altın Üçgen&#8217; ne?</strong> İsminden de anlaşılacağı üzere karteller için altın değerindeki bazı yerler, uyuşturucu üretimi ve küresel pazarın çıkış noktasıydı. <strong>Bu üçgen, Meksika&#8217;daki fentanilin neredeyse tamamının ele geçirildiği 3 eyalet olan Baja California, Sinaloa ve Sonora&#8217;yı kapsıyordu.</strong> Bölgedeki kaçakçılık hattı ABD-Meksika sınırının daha sakin bir bölümü üzerinden Arizona&#8217;ya bağlanıyordu. <em>Ancak burası &#8216;altın&#8217; oldu olalı devletlerin müdahalelerinin yanında, kartellerin kendi aralarındaki mücadelelerine de sahne oluyordu.</em> <strong>Meksikalı eski uyuşturucu baronu ve uluslararası bir suç örgütü olan Sinaloa Kartelinin eski lideri El-Chapo’nun tutuklanmasından sonra dünyanın en güçlü uyuşturucu kaçakçılarından biri olan adamın karteli başsız kalamazdı. </strong><em>Sinaloa isimli kartel, ‘Altın Üçgen’in en eski ve ‘kurumsal’ yapılarından biriydi ve öyle de kaldı. </em>Ancak bu süreçte esas lider olmadığından, yeni karteller Sinaloa ile yarışıyor, uyuşturucu pazarında rekabet kızışıyordu. <strong>Sinaloa’nın en güçlü rakibi ise El-Mencho’ydu!</strong></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/699c6281a77c1ee03e7b72e9.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>ALTIN ÜÇGEN KİMİN? ABD SEÇİMİNİ YAPTI</strong></p>
<p>Güney Amerika deyince akla ilk gelenlerden biri de uyuşturucu maddelerin üretimi ve kaçakçılığıdır. Bölgedeki en önemli üretim merkezlerini ele geçiren karteller, kaçakçılıktan elde edilen gelirle silahlanıp, büyük birer örgüt haline gelebiliyor, zaman zaman ülke liderlerine ve ordularına bile kafa tutuyordu. <em>2024’ün 1 Ocak ile 24 Temmuz günleri ​​arasında, Meksika&#8217;da ele geçirilen ve 1 yıldan kısa bir süre önce ABD&#8217;den satın alındığı tespit edilen silahların yüzde 57&#8217;sinin kaynağı Arizona&#8217;ydı.</em> Bu da bir ateşli silahın kaçakçılık amacıyla satın alınıp alınmadığının önemli bir göstergesiydi. <strong>Eski Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon da silahlı örgütlerin mücadele ettiği liderlerden biriydi. </strong><em>İktidarda bulunduğu 2006 ve 2012 yılları arasında kartellere ciddi operasyonlar düzenlemiş, uyuşturucuyu bir sorun olmaktan çıkarmayı amaçlamıştı.</em> Ancak hiçbir şey beklendiği gibi olmadı. Zaten eli kanlı olan karteller, ülkeyi daha da karmaşık ve kanlı bir sürece götürmüştü. <strong>Yani Calderon tartışmalı bir hamleyle işi iyice kızıştırmış gibi görünüyordu. </strong>Tabii karteller büyüyor, daha fazla yerde hükmü geçer hale geliyordu. <em>2016’da El-Chapo’nın son kez tutuklanmasının ardından yeni bir sürece girilmek üzereydi. </em><strong>Ülkenin ABD pazarına hâkim karteli Sinaloa, özellikle fentanil ve metamfetamin sevkiyatındaki gücünü artırmıştı.</strong> ABD’ye en fazla uyuşturucu akışını sağlayan ağlardan birini elinde tutan Sinaloa, organize bir yapıydı. <em>Üstelik de pazarın yüzde 40 ila 50’sinin elinde olduğu tahmin edildiğinden onunla rekabete girmek cesur ve agresif bir tavır gerektirirdi.</em> <strong>Yerel kartellerin yanında El-Mencho ismi öne çıkıyor ve Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) bu tavrı yeterince sergileyebiliyordu.</strong> Öyle ki zamanla pazarın kalan yüzde 30 ila 40’lık kısmı CJNG’nin eline geçmişti. Ancak saldırgan kartel, ABD’ye göre eski ve organize kartele oranla kabul edilebilir sınırları aşıyordu.<strong> Tam da bu gerekçelerle bir operasyon gerçekleşeceğini artık herkes tahmin ediyordu!</strong></p>
<section>
<div>
<p>Meksika ulusal basınına göre, Jalisco eyaletinin başkenti Guadalajara kentine yaklaşık 130 kilometre güneydeki Tapalpa kasabasında CJNG’ye yönelik bir askeri operasyon gerçekleştirildi. El Mencho’nun öldürülmesi, eyalette büyük bir şiddet dalgasını tetikledi. ABD’nin desteğiyle yapılan operasyon, ülkeyi sonu bilinmeyen bir karmaşaya süreklüyordu. Suç örgütünün muhtemel misillemesi olarak Jalisco ve ülkenin diğer bazı eyaletlerinde çok sayıda yol kapatma eylemi ile araç ve iş yeri kundaklama olayları yaşandı. Medya ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Jalisco, Michoacan, Colima, Nayarit, Aguascalientes ve Tamaulipas eyaletlerinde ateşe verilmiş araçlar ve yükselen dumanlar görülürken, Guanajuato’da da bazı iş yerleri de yakıldı. Jalisco eyalet hükümeti halktan evlerinde kalmalarını isterken toplu taşımayı askıya aldı ve halkın güvenliğini tehdit eden gelişmeler nedeniyle &#8216;kırmızı alarm&#8217; uygulamasını devreye soktu. Pek çok kişi patlama sesleriyle irkiliyordu. Bu haberler dünya basınında da yankı uyandırdı. Yeni bir pencere daha açılıyor, Güney Amerika’dan sonra yeniden ‘sıra kimde’ diye konuşuluyordu. ABD, Meksika’da seçimini Sinaloa’dan yana kullanmış olacak ki El-Mancho’ya müdahale gelmişti. Bu durumda yıllardır süren Altın Üçgen mücadelesinde Sinaloa’nın da ismini aldığı eyaletteki uyuşturucu piyasası yine El-Chapo’nun mirasçılarında kaldı.</p>
</div>
</section>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/699c6281a77c1ee03e7b72eb.jpg" /></img></div>
</div>
<p><strong>EL-MENCHO’NUN KADERİ! TARİHİN EN ÇOK ARANANI</strong></p>
<p>Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) kurucu lideri, tam adıyla Nemesio Rubén Oseguera Cervantes, geçtiğimiz günlerdeki ölümüne kadar Meksika&#8217;da en çok aranan kişiydi ve ABD’de de en çok arananlardan biri olmasıyla dikkat çekiyordu. <strong>Kartel lideri ölmeden önce, ABD ile Meksika hükûmetleri, tutuklanması için ihbar veya bilgi veren kişiler için 15 milyon dolarlık ve 30 milyon MXN pesosu koymuştu.</strong> Öyle ki öldürmek değil sağ ele geçirmek asıl hedefti. Ancak bu başarılamadı ve kartel lideri 59 yaşında öldürüldü. <em>Ölümüne dek ilginç bir yaşamı olan El-Mencho, en agresif kartellerden biriyle anılmadan önce horoz dövüşlerine olan ilgisi nedeniyle &#8216;Horozların Efendisi&#8217; olarak da ün salmıştı.</em> <strong>Avokado yetiştiren fakir bir ailede büyüyen kartel, bugünkü güvenilmez ve tehlikeli imjına bürünmeden önce tarlalarda çalışmak için ilkokulu bırakmış, 14 yaşına geldiğinde ise birkaç esrar tarlasında güvenlik görevlisi olarak çalışmıştı.</strong> <em>Bu onun uyuşturucu maddelerle ilk tanıştığı dönemdi.</em> O günlerde kendisi için daha iyi bir yaşam istediğine karar vererek bilinen hikâyesinin başladığı yere, ABD&#8217;nin Kaliforniya eyaletine yasadışı şekilde göç etmişti. <strong>ABD&#8217;de kimliğini gizlemek için takma isimlere ihtiyaç duyan kartel, 19 yaşındayken San Francisco Polisi tarafından çalıntı mal ve dolu silah taşımaktan tutuklanmıştı. </strong>30 yaşına geldiğinde Meksika&#8217;ya sınır dışı edilen El-Mencho, ülkesine döndüğünde suçlu imajının aksine ‘emniyetli’ bir imaj çizmeye hazırlanıyordu.</p>
<p>Meksika&#8217;da, Jalisco eyaletindeki Cabo Corrientes ve Tomatlán&#8217;ın polis güçlerine katıldığında geçmişine bakılınca uzun bir kariyeri olmayacağı anlaşılıyordu. <strong>Polislikten kısa süre içinde vazgeçen kartel, emniyeti de suçu da bilen biri haline gelmişti.</strong> Bir süre sonra tecrübesini Milenio Kartelinin tam zamanlı üyesi olarak konuşturmaya başladı. <em>Milenio Karteli ile ilişkisini güçlendirmeye niyetli olduğundan kartel liderinin kız kardeşlerinden biri olan Rosalinda González Valencia ile evlenmeye karar vermişti.</em> <strong>Suç dünyası için yeni ve parlak bir doğuşun ayak sesleri yaklaşmıştı.</strong> 12 Ağustos 2003&#8217;te patronu Meksikalı yetkililer tarafından tutuklandığında onun liderliğe yükselen hikâyesi başlamıştı. Ancak her aydınlıktan önceki en koyu karanlık henüz gelmiş değildi. <em>Los Zetas olarak bilinen rakip bir suç grubu, Körfez Kartelinin desteği ile Milenio Karteline karşı silahlı bir saldırı düzenlemiş, bu saldırı El-Mencho için sürgünün kapılarını aralamıştı.</em> <strong>Üyesi olduğu kartel bu olayların ardından ikiye bölünmüş olsa da El-Mencho için artık stratejik bir savaşın başlaması gerekiyordu.</strong> Rakiplerine karşı devleti ve hükümeti savunuyor gibi yapması güven duygusunu aşılamıştı. Böylece CJNG’yi kurup liderlik edecek tek isim de kendisi olmuştu. <em>O sırada Sinaloa Karteli ise geçmişten gelen neredeyse sarsılmaz gücüyle faaliyetlerine devam ediyordu.</em> <strong>Ancak yaşamı El-Mencho’yu savaşçı bir adam haline getirmiş ve Sinaloa için da savaşmaktan başka bir çare bulamamıştı.</strong></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/699c6281a77c1ee03e7b72e5.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>RAKİBE DE DEVLETE DE YENİLMEYEN KARTEL! BİNLERCE İSTİHDAM BİNLERCE ÖLÜM</strong></p>
<p>1960&#8217;lardan itibaren yaklaşık 20 bin çiftçi, esrar ve afyon yetiştiriciliği yoluyla ABD’deki yasadışı uyuşturucuların yüzde 74&#8217;ünü üretmek için Altın Üçgen bölgesine gelmişti. <em>El Chapo&#8217;nun Sinaloa Karteli&#8217;nin doğduğu yer olan Sinaloa, 2010&#8217;ların sonuna kadar El-Chapo’nun kontrolü altındaydı. </em>Bu kontrol yerel siyaseti de etkiliyor, istihdam edilen işçiler kartelin desteklediği kişileri seçiyordu. <strong>Bölge, 1975&#8217;ten 1988&#8217;e kadar Condor Operasyonu&#8217;nda ve Meksika Uyuşturucu Savaşı sırasında Meksika hükümeti tarafından hedef alınmış olsa da dönüp dolaşıp yine Sinaloa&#8217;nın kalesi olmuştu.</strong> Bu döngün 2020’lere kadar sürdü. Suç örgütleri, istihdam sağlayarak desteklerini güçlendirdiklerinden pek çok kişi karnı doysun diye bu işi sürdürmek zorundaydı. <em>Science dergisinde yayınlanan Meksikalı ve Avrupalı ​​araştırmacıların 2023 tarihli bir çalışması, kartellerin ülke genelinde 160 bin ila 185 bin kişiyi istihdam ettiğini tahmin ediyordu. </em><strong>130 milyona yakın nüfusu olan Meksika için yalnızca bir kartelin bu gücü oldukça etkiliydi.</strong> Çünkü ülkede bu ölçekte yaklaşık 7 kartel vardı. Onun dışında da 30’a yakın küçük ölçekli grup istihdam sunuyordu. Yani ülkenin önemli gelir kaynaklarından biri olan tarımda, önemli bir kısım uyuşturucu madde üretimi konusunda öne çıkıyordu. <strong>Pasifik kıyısındaki Sinaloa eyaleti ayrıca ibretlik bir öyküyü de tarih sayfalarına kaydetmişti. </strong></p>
<section>
<div>
<p>2024’te ABD yetkilileriyle koordineli çalışan Meksikalı uyuşturucu kaçakçıları, Sinaloa kartelinin lideri Ismael ‘El Mayo’ Zambada&#8217;yı yakalayıp New Mexico&#8217;ya giden bir uçağa bindirmişlerdi. Bu hareket, kartel içinde karmaşa yarattığından binlerce kişinin ölümüne veya kaybolmasına yol açan bir savaşı tetiklemişti. Meksika Savunma Bakanlığı&#8217;nın 1990-2024 yılları arasındaki verilerine göre, ele geçirilen fentanil tozunun yüzde 92&#8217;si Baja California , Sinaloa ve Sonora eyaletlerinde yani Altın Üçgen’de bulunmuştu. 2026’ye gelindiğinde Sinaloa ile agresif savaşlarda kaybeden Sinaloa Karteli değil, CJNG olmuştu. Yani El-Chapo’nun mirası Altın Üçgen’i kuşatmıştı. İki kartelin mücadelesi El-Mencho’nun mağlubiyeti ve ölümüyle 50 yıl sonra Altın Üçgen’de son buldu.</p>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD’ye ait 12 adet F-22 savaş uçağı İsrail’e iniş yaptı</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/abdye-ait-12-adet-f-22-savas-ucagi-israile-inis-yapti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:04:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/abdye-ait-12-adet-f-22-savas-ucagi-israile-inis-yapti/</guid>

					<description><![CDATA[ABD’nin İran’a yönelik saldırı ihtimali bölgedeki güvenlik endişelerini artırırken, İsrail basınından dikkat çeken bir iddia geldi. ABD’DEN ORTA DOĞU’YA F-22 SEVKİYATI ABD’ye ait 12 adet F-22 hayalet savaş uçağının, Washington yönetiminin Orta Doğu ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/25/699e56d0a5571317.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>ABD’nin İran’a yönelik saldırı ihtimali bölgedeki güvenlik endişelerini artırırken, İsrail basınından dikkat çeken bir iddia geldi.</p>
<p><strong>ABD’DEN ORTA DOĞU’YA F-22 SEVKİYATI</strong></p>
<p>ABD’ye ait 12 adet F-22 hayalet savaş uçağının, Washington yönetiminin Orta Doğu&#8217;ya yaptığı askeri yığınağın bir parçası olarak İsrail&#8217;in güneyindeki bir hava üssüne indiği bildirildi.</p>
<p>Söz konusu jetlerin daha önce İngiltere’deki bir hava üssünde bulunduğu, ancak Salı günü erken saatlerde buradan kalkış yaparken görüldüğü hatırlatıldı.</p>
<p>İsrailli yetkililerin ABD&#8217;nin İran’a yönelik saldırısını <em><b>&#8220;kaçınılmaz&#8221;</b></em> olarak değerlendirdiği ve iki ülkenin sürekli temas halinde olduğu ifade edildi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/25/699e56e7cfe7e243__w1200xh800.jpg?w=800" /></p>
<p><strong>ABD, ORTA DOĞU&#8217;YA IRAK İŞGALİNDEN SONRAKİ EN BÜYÜK HAVA GÜCÜNÜ KONUŞLANDIRMIŞTI</strong></p>
<p>ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler ve muhtemel çatışma endişeleri gündemdeki tazeliğini korurken, uçuş takip verileri ABD’nin aralarında F-35, F-22, F-15 ve F-16&#8217;ların da bulunduğu onlarca savaş uçağı ve hava aracını Orta Doğu’ya gönderdiğini ortaya koymuştu.</p>
<p>ABD basını, Washington yönetiminin Orta Doğu&#8217;ya 2003&#8217;teki Irak işgalinden sonraki en büyük hava gücünü konuşlandırdığını duyurmuştu. Gelişmeler çatışma endişelerini artırmıştı.</p>
<div> <span><strong>Kaynak:</strong> İhlas Haber Ajansı (İHA)</span> </div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Dışişleri Bakanı Rubio: İran balistik füzeler hakkında konuşmuyor</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/abd-disisleri-bakani-rubio-iran-balistik-fuzeler-hakkinda-konusmuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 09:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/abd-disisleri-bakani-rubio-iran-balistik-fuzeler-hakkinda-konusmuyor/</guid>

					<description><![CDATA[ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan İran açıklaması geldi. Ancak Rubio'nun açıklamaları, İran'la gerginliği bitirecek cinsten değil.  ABD basınına göre, Rubio, Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İran'ın ABD'yi ...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/26/699fdc284345b931.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio&#8217;dan İran açıklaması geldi.</p>
<p>Ancak Rubio&#8217;nun açıklamaları, İran&#8217;la gerginliği bitirecek cinsten değil. </p>
<p>ABD basınına göre, Rubio, Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İran&#8217;ın ABD&#8217;yi bölgedeki üslerini ve ortaklarını tehdit eden, özellikle kısa menzilli olmak üzere çok sayıda balistik füzeye sahip olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn&#8217;deki tüm üslerinin bu kapsama girdiğini söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;BU BÜYÜK BİR SORUN&#8221;</strong></p>
<p>Ayrıca deniz taşımacılığını ve ABD Donanması&#8217;nı tehdit etmeye çalışan deniz unsurlarına da sahip olduğunu öne süren Rubio, <em><b>&#8220;Bu nedenle, herkesin şunu anlamasını istiyorum. Nükleer programın ötesinde, yalnızca Amerika&#8217;ya ve Amerikalılara saldırmak için tasarlanmış bu konvansiyonel silahlara da sahipler.&#8221;</b></em> dedi.</p>
<p>Rubio, bu konuların ele alınması gerektiğini ve yapılacak müzakereler ile görüşmelerin büyük ölçüde nükleer programa odaklanacağını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p><em><b>&#8220;İlerleme kaydedilebileceğini umuyoruz çünkü Başkan&#8217;ın tercihi diplomatik alanda ilerleme sağlamak ancak şunu da unutmamak önemli, İran balistik füzeler hakkında bizimle veya herhangi kimseyle konuşmayı reddediyor ve bu büyük bir sorun.&#8221;</b></em></p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/26/699fdcf310a24689__w1200xh675.jpg?w=800" /></p>
<p><strong>İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ</strong></p>
<p>İsrail ve ABD&#8217;nin Haziran 2025&#8217;te İran&#8217;a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman&#8217;ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı.</p>
<p>ABD&#8217;nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat&#8217;ta Umman&#8217;da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra ikinci tur görüşmeler 17 Şubat&#8217;ta Cenevre&#8217;de devam etmişti.</p>
<p>Taraflar görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ve daha sonra Cenevre&#8217;de 26 Şubat&#8217;ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmıştı.</p>
<p>İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran&#8217;ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor.</p>
<p>Müzakerelerde, zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı, yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu ve yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları ele alınıyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/02/26/699fdceaa554f188__w1200xh675.jpg?w=800" /> </p>
<div> <span><strong>Kaynak:</strong> Anadolu Ajansı (AA)</span> </div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
