<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsan &#8211; Haber Sitesi</title>
	<atom:link href="https://akhisarhaber.xyz/category/insan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://akhisarhaber.xyz</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 09:45:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2025/10/cropped-ChatGPT-Image-4-Eki-2025-17_16_44-32x32.png</url>
	<title>İnsan &#8211; Haber Sitesi</title>
	<link>https://akhisarhaber.xyz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>18 kişi bir araya gelip köy kuruyor! &#8216;Müteahhit değiliz, kimseye bir şey satmıyoruz&#8217;</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/18-kisi-bir-araya-gelip-koy-kuruyor-muteahhit-degiliz-kimseye-bir-sey-satmiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 09:45:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/18-kisi-bir-araya-gelip-koy-kuruyor-muteahhit-degiliz-kimseye-bir-sey-satmiyoruz/</guid>

					<description><![CDATA[Modern şehir yaşamını geride bırakıp doğayla iç içe yeni bir hayat kurmak isteyen 11 aile, Balıkesir'de kendi ekolojik köylerini inşa etmek için yola çıktı ve zamanla sayıları 18’e tamamlanacak. Farklı mesleklerden ve farklı şehirlerden bir araya gelen kurucular, yalnızca evlerin bulunduğu bir yerleşim alanı değil, dayanışmanın, ortak üretimin ve paylaşım kültürünün merkezde olduğu 'O köy' adını verdikleri yaşam modelini hayata geçiriyor. Alternatif bir yaşam biçimi arayışında olan insanlar olarak sosyal medyadaki bir çağrı üzerine bir araya geldiklerini ve çekirdek ekip olarak ilk günden itibaren emek vermeye başladıklarını dile getiren 'O Köy' sözcüsü  Önder Yılman ile yaşadıklarını konuştuk.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/6a5a1947a7721fe8b138e515.jpg" /></p>
<p><strong>Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr &#8211;</strong> Modern şehir yaşamının yoğun temposu, artan stres, yalnızlaşma ve tüketim odaklı yaşam biçimi her geçen gün daha fazla insanı alternatif yaşam arayışlarına yöneltiyor. Kimileri küçük bir bahçeli ev hayali kurarken, kimileri ise tek başına kırsala taşınmanın zorlukları nedeniyle bu hayalini ertelemek zorunda kalıyor. Tam da bu noktada ortaya çıkan bu girişim, bireysel kaçış yerine kolektif yaşam anlayışını merkeze alan farklı bir model sunuyor. 2025 yılında bir grup gönüllünün sosyal medya üzerinden başlayan tanışıklığıyla temelleri atılan proje, bugün Balıkesir&#8217;in Bigadiç ilçesinde hayata geçirilen ekolojik yaşam projesiyle dikkat çekiyor. Ancak kurucular, projelerinin yalnızca bir ekolojik köy olmadığını özellikle vurguluyor. Onlara göre asıl amaç, ortak değerlerde buluşan insanların uzun yıllar birlikte yaşayabileceği güçlü bir topluluk oluşturmak.</p>
<p><strong>‘LÜKS DEĞİL HUZURLU VE DAYANIŞMA ESASLI BİR YAŞAM PEŞİNDEYİZ’</strong></p>
<p>Zamanla farklı uzmanlık alanlarıyla güçlenen bir gruba evrildiklerini dile getiren <strong>Önder Yılman</strong>, <em>“Hukuk, inşaat, tarım, mühendislik, eğitim, finans, aşçılık, iletişim ve diğerleri&#8230; Tüm bu kasları o günden bugüne kullanmaya devam ediyoruz. <strong>Kuraklık, kıtlık, sağlıksız endüstriyel beslenme, savaş riski gibi klasik kaygılarla birçok insan kırsalda bir yaşam inşa etme eğiliminde. Ancak bunu tek başına yapabilmenin önünde finansal maliyetler, bilgi birikimi eksikliği, lojistik problemler, güvenlik riskleri ve sosyal yalnızlaşma gibi birçok engeller var.</strong> Dolayısıyla niyet, zihniyet ve temel kodlar açısından ortaklaş bir topluluk olunabilirse saydığım problemlerin hemen hepsi bertaraf edilmiş veya engel olmaktan çıkmış, kolaylaşmış oluyor”</em> şeklinde konuştu.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a5a1403a7721fe8b138e49e.jpg" /></img></div>
</div>
<p><em><strong>‘2025 yaz sonu, sonbahar başı civarında &#8216;Kurucu Adaylarımız&#8217; arasındaki ana eğilim yağış rejimi, toprak verimliliği, satın alma maliyetleri, İstanbul-İzmir-Ankara akslarını ortalıyor oluşu gibi sebeplerle Kuzey Ege’ye odaklanmamız sonucunu doğurdu’</strong></em> diyen Önder, <em>“Balıkesir ve Çanakkale bölgesinde 100’den fazla araziyi alanlarımızda uzman kişiler olarak belirlediğimiz onlarca parametremize göre masa başında inceledik. Arkasından da 10-15 araziyi bizzat yerinde keşif yaparak inceledik. Kriterlerimize en uygun araziyi de Bigadiç’te bulmuş olduk. 14. ayında her gün artan bir umut ve mütevazı bir gururla ilerlemeye devam ediyoruz. Rasyonel yaklaşımla duygusal yaklaşımı aynı potada eritebilen, vizyonundan vazgeçmeden gerçekçi adımlarla yol alan, herhangi bir başka formata, kalıba girmeye çalışmadan kendi hikayesini kendi yazan, insan ve iletişim faktörünün en kritik konu olduğunun farkında olan bir grubuyuz”</em> bilgisini paylaştı ve ekledi:</p>
<section>
<div>
<p>&#8220;Temel prensiplerimize göre, sadece bizim bir arada yaşayacağımız, görece dışa kapalı, bir çeşit emekliler sitesi kurmak değil niyetimiz. Huzurlu ortak yaşamımızın yanı sıra doğal üretim (temiz tarım ve temiz hayvancılık) ve Kültürel Üretim (bilim-sanat-spor-felsefe etkinlikleri) boyutlarıyla dinamik, bölgemiz, ülkemiz ve gezegenimize değer katan, mümkünse ilham verici bir ekosistem, bir Topluluk, bir kültür yaratma arzusundayız. Kar amacı gütmeyen bir oluşum olduğumuzun her fırsatta altını çiziyoruz. Orta vadede yaratabileceğimiz finansal artı değerleri kuruculara kar payı olarak dağıtmayıp, temiz beslenmemiz de dahil ortak giderleri, etki alanının genişletilmesi ve topluma faydalı projelere harcamaya dair net niyetlerimiz var. Elbette özel yaşam alanlarımız, kişisel mutfaklarımız da olacak ancak genel hatlarıyla minimalist ve kolektif  bir yaşam biçimini benimsiyoruz. Lüks değil huzurlu ve dayanışma esaslı bir yaşam peşindeyiz. Toplu satın almanın yarattığı avantajlardan yararlanıyoruz ve bunun böyle sürmesini öngörüyoruz. Karar alma mekanizmalarımız, birlikte yol alma ve üretkenlik kanallarımız yapıcı ve açık iletişim odaklı. Gönüllü emek ortaya koyuyorsak da hesap verebilirlik ve şeffaflık olmazsa olmazlarımız arasında. Birbirimizin uzmanlıklarına güvenip saygı duyuyor ve bir yandan da yapıcı bir dille birbirimizi eleştirebiliyoruz.”</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a5a141da7721fe8b138e4a0.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>‘DIŞA BAĞIMLILIĞI MİNİMUMDA OLAN BİR KAYNAK KULLANIMI PLANIMIZ VAR’</strong></p>
<p><em>‘Kırsalda yaşamaya başladığımızda bizi (olası anlaşmazlıklarda) birbirimizden koruyacak olan yasalardan önce &#8216;kurucu felsefemiz ve bunun içselleştirilmiş olması&#8217; olacaktır’ </em>diyen Önder, <em>“Bu bakımdan burada yaşayacaklar olarak bu aramızdaki akli ve duygusal bağın, dayanışmanın çok güçlü olmasını hedefliyoruz. Zira bir alanı, bir projeyi cennete çevirecek olan, bir ütopyayı gerçeğe dönüştürecek olan da ‘insan’ faktörü, krizler ve kaoslarla kendisine, birbirine, çevresine doğaya zarar verme riski taşıyan da yine ‘insan’ faktörü. <strong>Birbirimizin uzmanlık ve deneyimlerinden ve de köyümüze misafir olacak uzmanlardan ömür boyu öğrenmeye devam edeceğimiz bir yaşam planımız var.  Gerek düşünsel üretim süreçlerinde zihnen, gerek fiziksel üretim süreçlerinde bedenen emek vererek sağlıklı ve kaliteli bir geleceğimizin olmasını öngörüyoruz.</strong> Özel yaşam alanlarımız ve kişisel mutfaklarımız olacak ise de; mümkün olduğunca ortak üretmek, ortak satın almak, birlikte paylaşmak, birlikte eğlenmek niyetindeyiz. Ortak bostan, ortak kümes, ortak ahır, ortak ambar, ortak sportif ve kültürel üretim alanlarımızın olmasını planlıyoruz”</em> ifadelerine yer verdi.</p>
<p><em><strong>‘Köyümüzü elimizden geldiğince permakültür ilkelerine uygun dizayn etmeye çalışıyoruz’</strong> </em>diyen Önder, <em>“Ekolojik olmakla ilgili çıtayı ilk günden en yükseğe koyamayacağımız gerçekliğinin farkındayız. Buna dair bilgi birikimimiz var ve her gün öğrenmeye devam ediyoruz. <strong>Evlerimizi taş yapı olarak hayata geçirmeyi planlıyoruz. Her geçen zaman daha çok geri dönüşümlü malzeme kullanılan, her geçen zaman daha az plastik atık ortaya çıkaran, her geçen zaman daha çok kompost verimliliği olan uygulamalar hayata geçireceğiz.</strong> Su hasatından temiz enerjiye kadar mümkün olduğunca dışa bağımlılığı minimumda olan bir kaynak kullanımı planımız var”</em> şeklinde konuştu.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a5a142da7721fe8b138e4a2.jpg" /></img></div>
</div>
<p><strong>‘İNSANLARIN İKİ LAFIN BELİNİ KIRACAK KİŞİLERE İHTİYACI VAR’</strong></p>
<p><em><strong>‘İnsanlar ekolojik yaşam veya kırsal yaşama geçişe fazla romantik bakıyorlar diye düşünüyorum’</strong></em> diyen Önder, <em>“Sosyal medyadaki videolardan gaza gelerek bu hayati kararın süreç ve sonuçlarını çok yönlü araştırmadan adım atmamalarını öneriyorum. <strong>Kırsala göçüp en büyük şikayeti aşırı yalnızlaşmak ve/veya işlerin altından tek başına kalkamamak olup şehir hayatına geri dönmüş o kadar insan tanıyorum ki. İnsanların dayanışacak, iki lafın belini kıracak, oraletle tavlayı eşleştirecek, elindeki karpuzu gördüğünde peyniri kesip getirecek, birlikte saz ya da caz dinleyip, birlikte dans edecek ya da halay çekecek insanlara ihtiyaçları var bence.</strong> Çocuğunu emanet edebileceği veya tatile giderken aklının kedisi-köpeğinin bakımında kalmamasını sağlayacak komşulara ihtiyacı var”</em> bilgisini paylaştı ve ekledi:</p>
<section>
<div>
<p>“Komşu olduğumuz köydeki yan arazideki komşularımızdan muhtarımıza, köy bakkalımızdan köydeki çocuklara, ilçe merkezimizden il merkezimize irtibatta olduğumuz kurumlara kadar ilişkilerimiz oldukça iyi ve her geçen zaman olumlu yönde gelişiyor. Geçen ay, 25-30 tane uçurtma için malzeme götürdük yanımızda ve köyün çocuklarıyla uçurtmalar yapıp uçurduk. Rüzgar pek bizden yana değildi o gün ama olsun, çok keyifli geçti. Oraya ilk yerleşene ‘yabancılar’ bizler olacakmışız. İlk başta orayı seçmiş olmamıza hayli şaşkın ve meraklılardı. Zaman içinde arkadaşlık ve güvene dönüştü, dönüşüyor ilişkilerimiz. Oranın yerlisi olmak, orada bir ömür yaşamak, onlarla aynı dertleri sahiplenmek ve bölgeye fayda sağlamak için orada olduğumuzun her geçen gün daha da farkına varıyorlar.”</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a5a144ba7721fe8b138e4a4.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>‘BİRLİKTE DERTLENMENİN DE EĞLENMENİN DE HAKKINI VERDİĞİMİZİ HAYAL EDİYORUM’</strong></p>
<p>Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada modern çağın mutsuzluk ve yalnızlık cenderesinden kurtulmak isteyen insanların bir araya gelerek topluluklar kuracaklarını söylemek için kahin veya fütürist olmaya gerek olmadığını dile getiren Önder,<strong><em> “Bazı insanlar ‘bir ütopya gerçekleştiriyorsunuz’ diyorlar. Elbette o seviyeden hadsiz bir duygu durumunda değiliz ancak 14 ayda yolculuğun görece en önemli aşamalarını kat etmiş olmanın mütevazı gururunu yaşıyor, köyümüz ve topluluğumuz ekseninde üretim fazlarımız için geleceğe özgüvenle, umutla bakıyoruz”</em></strong> bilgisini paylaştı.</p>
<p>Köyün beş yıl sonraki halini nasıl tarif edeceklerini sorduğumuz Önder,<em> “Şu anda 11 kişiyiz ama orta vadede maksimum 18 kişi olacağız. Asli bileşenleri diyebileceğimiz 18 hanenin hemen hepsinde yılın çok büyük bölümünde tam zamanlı yaşamın olduğu, ekolojik yaşam, permakültür ilkelerine uyumluluk, temiz beslenme standartlarımızın oldukça iyileştiği, birlikte dertlenmenin de, birlikte eğlenmenin de hakkının verildiği, bazen küçük, bazen kocaman masalarda upuzun yemek sonrası sohbetlerin sürdüğü, huzur ve üretkenliğin hakim olduğu bir köy olduğumuzu hayal ediyorum”</em> dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a5a1461a7721fe8b138e4a7.jpg" /></img></div>
</div>
<section>
<div>
<p>“Bu projeye katılmayı düşünen ancak şehir hayatını bırakmaktan çekinen kişiler, denemekten, arayıştan vazgeçmesinler. Elbette bir gün, bir yerde karşılıklı uyumlanacakları bir ekolojik yaşam topluluğu bulacaklar ya da kuracaklardır. Bununla ilgili olarak da biz yolculuğumuzu, deneyimlerimizi paylaşmaya ve başkalarının bilgi ve deneyimlerini dinlemeye her zaman açığız. İlla O KÖY’ün 18 ailesinden biri olmak şart değil. Topluluğumuzun bir parçası olmak isteyebilecek, bilgi ve fikir alışverişinde bulunmayı isteyebilecek tüm kişi ve kurumları sosyal medya hesabımızdan iletişim kurmaya davet ediyoruz.”</p>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mısır Milli Takımı Teknik Direktörü Hüsam Hasan&#8217;dan dünyaya Filistin çağrısı</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/misir-milli-takimi-teknik-direktoru-husam-hasandan-dunyaya-filistin-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:12:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/misir-milli-takimi-teknik-direktoru-husam-hasandan-dunyaya-filistin-cagrisi/</guid>

					<description><![CDATA[Mısır Teknik Direktörü Hüsam Hasan, Arjantin maçı öncesi yaptığı açıklamalarla gündem oldu. Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken tecrübeli çalıştırıcı, dünya kamuoyuna ve sporculara seslenerek çarpıcı mesajlar verdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/6a4d73256c266798e18f4fdb.jpg" /></p>
<p>Mısır Milli Takımı Teknik Direktörü Hüsam Hasan, Filistin halkının yaşadıklarına duyarsız kalanların insan olmayı bile hak etmediklerini söyledi.</p>
<p><strong>HASAN’DAN BÜYÜK DERS</strong></p>
<p>Arjantin maçı için basın mensuplarının karşısına çıkan Hasan, TRT’den Buket Sevinç Aykın’ın “Filistin bayrağı” ile sahada yer almasındaki duygularını anlattı. Hasan, “Dünyada Filistin halkının yaşadıklarını hissetmeyen hiç kimse insan olmayı hak etmiyor. Avrupa’da veya Amerika’da bir hayvan zarar gördüğünde insan ve hayvan hakları örgütlerinin hemen harekete geçtiğini görüyoruz. Ancak Gazze’de her gün aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce insan katledilirken aynı duyarlılık gösterilmiyor. Bütün bir halk yaz kış çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor” dedi.</p>
<div>
<div>
<div>
<div>Haberlerimizi Google’da Takip Edin</div>
<p><span>En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.</span></div>
<div><span>Google’da tercih edilen<br />kaynak olarak ekleyin</span></div>
</div>
</div>
<p><strong>‘BIRAKIN YAŞASINLAR’</strong></p>
<p>İsrail saldırıları altındaki Filistinlilerin dramına dikkat çekerken gözyaşlarına hakim olmakta zorlanan Hüsam Hasan şöyle devam etti: “Bizler yazın klimaya, kışın ise ısıtıcıya ihtiyaç duyarken, Filistin halkı açıkta, çadırlarda hayatta kalmaya çalışıyor. Çocuklar yiyecek yemek bulamıyor, hastalıktan ve uykusuzluktan kırılıyor. Sel veya fırtına olduğunda herkes sığınacak bir yer bulur ancak Gazze’de ve Filistin’de insanların sığınabileceği hiçbir güvenli yer yok. Dünyanın ve karar alıcıların Filistin halkını bu halde yalnız bırakması bir utanç kaynağıdır. Dünya Kupası vesilesiyle farklı dinlerden ve ülkelerden tüm sporculara ricada bulunuyorum; lütfen dünyaya şu mesajı gönderin: Bırakın Filistin halkı yaşasın.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>120 bin yıllık izler, çölün ortasında bulunan gölle ortaya çıktı</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/120-bin-yillik-izler-colun-ortasinda-bulunan-golle-ortaya-cikti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:22:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/120-bin-yillik-izler-colun-ortasinda-bulunan-golle-ortaya-cikti/</guid>

					<description><![CDATA[Suudi Arabistan’ın Nefud Çölü’nde gün yüzüne çıkarılan 120 bin yıllık insan ayak izleri, insanlık tarihinin göç haritasını yeniden şekillendiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/24/6a3b020c6c187528.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>Bilim insanları, Suudi Arabistan&#8217;daki Nefud Çölü&#8217;nde bulunan Alathar bölgesindeki antik bir göl yatağında, 120 bin yıl öncesine ait insan ayak izlerini keşfetti.</p>
<p>Science Advances dergisinde yayınlanan araştırmaya göre bu izler, Arap Yarımadası&#8217;nda bulunan en eski Homo sapiens kanıtı olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Bugün kurak bir çöl olan bölgenin, 120 bin yıl önce &#8220;Yeşil Arabistan&#8221; olarak adlandırılan dönemde oldukça farklı bir görünüme sahip olduğu anlaşıldı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/24/6a3b0220eac6b731__w1200xh675.jpg?w=800" /></p>
<p>O zamanlar bölge; büyük göller, zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği ile doluydu.</p>
<p>Bu uygun iklim koşulları, bölgeyi insanlar ve hayvanlar için Afrika&#8217;dan göç ederken kullanılan önemli bir geçiş yolu haline getirmişti</p>
<p><b>Dev hayvanlarla bir arada yaşadılar</b></p>
<p>Araştırmada ortaya çıkan tek ilginç detay insan izleri değil. Bölgede aynı zamanda antik filler, atlar ve develer gibi devasa hayvanlara ait yüzlerce iz de bulundu.</p>
<p>Arkeologlar, bölgede herhangi bir taş alet bulunmamasından yola çıkarak, insanların bu göl kenarını kalıcı bir yaşam alanı değil, geçici bir su içme noktası olarak kullandıklarını tahmin ediyor.</p>
<p><span>Kaynak:</span> <span>Ensonhaber Haber Merkezi</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsrail alıkoydu: Doktor Abu Safiya&#8217;nın kardeşinden dünyaya çağrı</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/israil-alikoydu-doktor-abu-safiyanin-kardesinden-dunyaya-cagri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 09:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/israil-alikoydu-doktor-abu-safiyanin-kardesinden-dunyaya-cagri/</guid>

					<description><![CDATA[İsrail'in 2024 yılında alıkoyduğu anlara ait fotoğraflarıyla Filistin direnişinin sembollerinden biri haline gelen Adwan Hastanesi Müdürü Doktor Hussam Abu Safiya'nın kız kardeşi Samaher Abu Safiya, kardeşinin sağlık durumunun kötüleştiğini belirterek uluslararası vicdana seslendi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a377f7560494313.jpg?w=1200&amp;h=675" /></p>
<p>Herkes onu, İsrail tanlarına doğru attığı cesur adımlarla tanımıştı&#8230;</p>
<p>Gazze&#8217;de İsrail askerleri tarafından 1.5 yıl önce alıkonulan Kamal Adwan Hastanesi Müdürü Doktor Hussam Abu Safiya&#8217;nın kız kardeşi Samaher Abu Safiya, yakın zamanda doktoru ziyaret eden avukatın aktardığı bilgilere göre fiziksel ve psikolojik durumunun ciddi şekilde kötüleştiğini ifade etti.</p>
<p><b>&#8220;KİMİN DESTEĞE İHTİYACI OLSA HEMEN ORDA OLURDU&#8221;</b></p>
<p>Sürekli endişe ve korku içinde yaşadıklarını söyleyen Samaher Abu Safiya, <em><b>&#8220;Her şey için ona güvenirdik. O en büyük ağabeyim ve aileden herhangi biri, bir sorunu olduğunda yardım için ona giderdi. Kimin desteğe ihtiyacı olsa her zaman orada olurdu.</b></em></p>
<p><em><b> Tutuklandığı haberi, özellikle hayatını adadığı yıllarca süren insani ve tıbbi hizmetlerinden sonra ailemiz için derin bir şok oldu. Büyük bir üzüntüyle öğrendik. Yaralılar, hastalar ve çocuklar için bu kadar çok fedakarlık yapan birinin başına böyle bir şey geleceğini asla hayal etmemiştik&#8221; </b></em>diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a3781e9e87a8488__w1200xh674.jpg?w=800" /></p>
<p><b>&#8220;HAYATTA OLDUĞUNU ÖĞRENİNİCE ÇOK ŞAŞIRDIK&#8221;</b></p>
<p>Doktor Hussam Abu Safiya&#8217;nın alıkonulduğunu 4 gün sonra öğrendiklerini, ilk bilgilere göre öldürüldüğünü sandıklarını belirten kız kardeş Safiya, <em><b>&#8220;Hala hayatta olduğunu öğrenince de çok şaşırdık&#8221;</b></em> dedi.</p>
<p>Doktor Hussam Abu Safiya&#8217;nın saldırılar sırasında yaptığı çalışmaları hatırlatan Sahamer Safiya, kendisini tamamen hastanedeki hastalara bakmaya adadığını söyleyerek, <em><b>&#8220;Onu hastanede ziyaret ettiğimde sürekli işiyle meşgul olduğu için ona ulaşmak çoğu zaman zordu. Bazen ona selam vermek için uzun süre beklemek zorunda kalıyordum&#8221;</b></em> şeklinde konuştu.</p>
<p><b>&#8221; O SON ANA KADAR HASTALARINI TERK ETMEYİ REDDEDEN BİRİYDİ&#8221;</b></p>
<p>Doktorun tutulduğu şartların kötü olması nedeniyle büyük endişe yaşadıklarını belirten Sahamer Safiya, <em><b>&#8220;Doktor Hussam bu muameleyi hak etmiyor. O, son ana kadar hastaneyi terk etmeyi, hastalarını ve yaralıları yalnız bırakmayı reddeden bir hekimdi&#8221;</b></em> dedi.</p>
<p>Sahamer Safiya, doktorun özellikle yayınlanan son fotoğrafını gördükten sonra her gün onunla ilgili kötü haber alma korkusuyla yaşadıklarını dile getirdi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a3781f1339f8485__w1200xh1600.jpg?w=800" /></p>
<p><b>&#8220;BU FOTOĞRAF BİZE ÇOK BÜYÜK ÜZÜNTÜ YAŞATTI&#8221;</b></p>
<p>Sahamer Safiya, <em><b>&#8220;Bu fotoğraf bize çok büyük üzüntü yaşattı. Kardeşimi böyle bir halde göreceğimi hiç düşünmemiştim.</b></em></p>
<p><em><b> Her zaman bakımlı ve sağlıklıydı, ancak fotoğrafta görünen ciddi halsizlik belirtileri, avukatın bize sağlık durumunun ciddiyeti hakkında söylediklerini doğruladı. </b></em></p>
<p><em><b>Ayrıca kaburgalarının kırıldığını, yüksek tansiyonu olduğunu ve başka sağlık sorunları yaşadığını da öğrendik&#8221;</b></em> ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>&#8220;FİLİSTİN&#8217;İN SEMBOLÜ HALİNE GELDİ&#8221;</b></p>
<p>Sahamer Safiya, doktorun hem aileleri hem de Filistin halkı için bir gurur kaynağı haline geldiğini vurgulayarak,<em><b> &#8220;Doktor Hussam, işgale karşı dimdik durduğu, halkının yanında kaldığı ve tüm şartlara rağmen hastalarını terk etmeyi reddettiği için dünya çapında Filistin sembolü haline geldi&#8221;</b></em> dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a378217b9bce758__w447xh447.jpg?w=800" /></p>
<p><b>ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI </b></p>
<p>Sahamer Safiya ayrıca Dr. Abu Safiya&#8217;nın avukatı aracılığıyla ilettiği son mesajda, Filistinli esirlerin çektiği acıların dünyaya duyurulması yönünde çağrı yaptığını ifade etti.</p>
<p>Uluslararası topluma, insan hakları ve insani yardım örgütlerine, Doktor Hussam Safiya&#8217;nın serbest bırakılması için harekete geçmeleri çağrısında bulunan Sahamer Safiya, <em><b>&#8220;Tüm dünyayı Dr. Hussam&#8217;ın yanında durmaya ve tıpkı onun halkın yanında durduğu, yaralıları ve hastaları terk etmeyi reddettiği gibi onun özgürlüğünü sağlamak için harekete geçmeye çağırıyoruz. En azından uluslararası toplumun desteğini hak ediyor&#8221; </b></em>diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a378222e2581297__w1200xh674.jpg?w=800" /></p>
<p><b>&#8220;KARDEŞİM SENİNLE GURUR DUYUYORUM&#8221;</b></p>
<p>Sözlerini duygusal ifadelerle sonlandıran Sahamer Safiya, <em><b>&#8220;Kardeşim, seninle gurur duyuyorum ve Allah&#8217;ın yaptığın her şey için seni ödüllendireceğine inanıyorum. </b></em></p>
<p><em><b>Sana güç ve sabır vermesi için dua ediyorum. Bu zorluğun sona ereceğini ve her sıkıntının ardından rahatlamanın geleceğini bil&#8221;</b></em> dedi.</p>
<p><b>2024&#8217;TE ALIKONULMUŞTU </b></p>
<p>Kamal Adwan Hastanesi Müdürü Doktor Hussam Abu Safiya, 28 Aralık 2024&#8217;te İsrail askerleri tarafından alıkonulmuştu.</p>
<p>İnsan hakları ve insani yardım örgütleri, sağlığının kötüleşmesi ve tutulduğu şartlar nedeniyle serbest bırakılması için defalarca çağrıda bulunmuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/06/21/6a37822b3814b767__w1066xh1606.jpg?w=800" /><br /><span>Kaynak:</span> <span>İhlas Haber Ajansı (İHA)</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Kore’den gelip Müslüman oldu! 6 Şubat depremlerinde arama çalışmalarında filizlenen aşk</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/guney-koreden-gelip-musluman-oldu-6-subat-depremlerinde-arama-calismalarinda-filizlenen-ask/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 10:01:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/guney-koreden-gelip-musluman-oldu-6-subat-depremlerinde-arama-calismalarinda-filizlenen-ask/</guid>

					<description><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin hafızasında derin yaralar bıraktı. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonların ise yaşamının değiştiği o günlerde, enkazların ve acının arasında filizlenen bir hikâye ise umut olmayı başardı. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunu Hilal ile Koreli yönetmen Selim’in yolları, Hatay’daki yardım çalışmalarında kesişti. Depremin gölgesinde başlayan tanışıklıkları, bugün iki kültürü bir araya getiren güçlü bir hayat arkadaşlığına dönüştü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/6a157c605c71a7a8153d2857.jpg" /></p>
<p><strong>Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr &#8211;</strong> 1998 doğumlu Hilal’in Kore’ye olan ilgisi aslında çocukluk yıllarına dayanıyor. Uzun yıllar Kore savunma sanatı Hapkido ile ilgilenen Hilal, zamanla Kore kültürüne ve diline yöneldi. Korece’yi tamamen kendi çabalarıyla öğrenen genç kadın, dizilerden bilgisayar oyunlarına kadar birçok içerikle kendini geliştirdi. Ancak onun Kore’ye olan ilgisi yalnızca kültürel değildi. İslam’ın Kore’de nasıl algılandığını merak eden Hilal, zamanla öğrendiklerini paylaşmayı bir sorumluluk olarak görmeye başladı. Üniversite sonrası Korece tercümanlık yapmaya başlayan Hilal, sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol aldı. Ancak hayatının en büyük dönüm noktası, 6 Şubat depremleriyle geldi.</p>
<p><strong>‘DUYGUSAL OLARAK ÇOK AĞIR ŞEYLER YAŞADIK’</strong></p>
<p>Deprem sırasında İstanbul’da çalışan Hilal, televizyon ekranlarında gördüğü görüntüler karşısında büyük bir sarsıntı yaşadı. Yardım etmek için iş yerinden izin isteyen genç kadın, talebi reddedilince istifa ederek deprem bölgesine gitme kararı aldı. Ailesinin de AFAD eğitimi olması sayesinde bilinçli bir şekilde sahaya indiklerini anlatan Hilal, <em>“Şubat ayında deprem bölgesine gittim. Babam, dayılarım ve onların arkadaşları kendi imkanlarıyla para toplayarak Hatay Antakya merkezde büyük bir kamp alanı kurmuştu. Adeta bir çadır kent gibiydi ve bölgedeki ilk düzenli tuvalet sistemlerinden biri de oradaydı. Hepimiz gönüllü olarak sahadaydık. Deprem bölgesine gittikten sonra Kore ile olan bağlantım da aktif şekilde devam etti. Kore’nin önde gelen yardım kuruluşlarından World Vision benimle iletişime geçti ve sahada koordinasyon sağlamam için destek istedi”</em> dedi ve ekledi:</p>
<section>
<div>
<p>“İlk olarak Adana’da kısa süreli bir hazırlık süreci geçirdik. Orada ihtiyaç listesine göre alışveriş yaparak yardım kitlerini hazırladık. Daha sonra bu kitleri tırlarla Antakya’daki kamp alanına, yani babamların kurmuş olduğu çadır kente ulaştırdık. Dağıtım sürecini bizzat sahada organize ettik. İnsanlara birebir ulaşmak, ihtiyaçlarını görmek ve o yardımı doğrudan ulaştırmak benim için çok anlamlıydı. Biz de o süreçte çadırlarda kaldık ve tamamen sahadaki hayatın bir parçası olduk. O süreçte sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da çok ağır şeyler yaşadık. Ama aynı zamanda insanların nasıl kenetlendiğine, birbirine nasıl destek olduğuna da şahit oldum. Mart ayında ise Kore’den gelen televizyon ekibi bölgeye ulaştı. Eşim de o ekibin içindeydi. Yani hem yardım çalışmalarının hem de hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri olan tanışmamız, tam da bu sürecin içinde gerçekleşti.”</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a1569365c71a7a8153d27bc.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>‘DEPREM BÖLGESİNDE ÇOK FAZLA İNSANIN HİKAYESİNİ DİNLEDİM’</strong></p>
<p>Deprem bölgesinde aktif olarak çalışırken Kore ile olan bağlantılarının da devam ettiğini dile getiren Hilal, <em>“Daha önce uzun süre birlikte çalıştığım Koreliler beni yakından tanıyordu. Korece’yi akıcı kullanmam nedeniyle, Kore’nin önde gelen yardım kuruluşlarından biri Türkiye’de gerçekleştireceği yardım çalışmalarını görüntülemek ve aynı zamanda online bağış programı hazırlamak için gelen TV ekibine beni önerdiler. <strong>&#8216;Bu işi en iyi o yapar&#8217; diyerek beni tavsiye etmeleri üzerine projeye dahil oldum. Sahada çevirmen olarak görev alıyordum. Ekip ile yerel halk arasındaki iletişimi sağlıyor, çekimler için gerekli organizasyonları yürütüyor, araç temininden çekim yapılacak kişilerin belirlenmesine kadar sürecin birçok aşamasında aktif rol alıyordum.</strong> Aynı zamanda yapılan çalışmaların doğru ve etkili şekilde aktarılması için koordinasyonu sağlıyordum. Eşimle yollarımız da tam olarak bu süreçte kesişti. O, bu projede yer alan ekibin yönetmeniydi. İlk olarak Adana Havalimanı’na indiği gün tanıştık”</em> bilgisini paylaştı.</p>
<p>Sahada sürekli insanların hikâyelerini dinlediklerini söyleyen Hilal, <em>“O da gördüklerinden çok etkileniyordu. Bazen birlikte susuyorduk, bazen birlikte ağlıyorduk. O ortamda güçlü görünmeye çalışmak mümkün değildi. Herkes insani olarak aynı kırılganlığı yaşıyordu. Akşamları konteynere döndüğümüzde kısa bir çay molamız oluyordu. Günün yorgunluğunu, gördüklerimizi ve hissettiklerimizi orada biraz olsun sindirmeye çalışıyorduk. Belki çok büyük şeyler değildi ama o küçük anlar bize nefes aldırıyordu. O yüzden bizim aramızdaki bağ, klasik bir ‘destek olma’ durumundan çok, aynı duyguyu birlikte yaşamak ve o zorluğun içinde birbirini anlamakla oluştu”</em> şeklinde konuştu.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a15699c5c71a7a8153d27bf.jpg" /></img></div>
</div>
<p><strong>‘MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA ARAMIZDA BİR ENGEL KALMADI’</strong></p>
<p><em><strong>‘Deprem bölgesinde birlikte çalıştığımız süre boyunca özellikle inanç konusuna karşı çok açık ve ilgiliydi’</strong></em> diyen Hilal, <em>“Gördüklerinden etkilenmişti ve İslam’a karşı içinde gerçekten samimi bir merak oluşmuştu. Dönmeden önce bana, Kore’ye gittiğinde bu konuyu daha derinlemesine öğrenmek istediğini ve bu süreçte benimle iletişimde kalmak istediğini söyledi. <strong>Bu aslında bizim bağımızın kopmaması için atılan ilk adımdı. Kore’ye döndükten sonra da iletişimimiz devam etti. Başta sadece konuşmalar, sorular ve paylaşımlar vardı. Ama zamanla bu iletişim daha anlamlı ve daha derin bir hale geldi. İslam’ı öğrenme sürecini ciddiyetle sürdürdü ve bu süreç onun için gerçek bir dönüşüme dönüştü. Müslüman olduktan sonra ise aramızda herhangi bir engel kalmadı.</strong> Bu durum hem duygusal hem de manevi olarak birbirimize daha da yakınlaşmamızı sağladı. Bu süreç çok doğal ilerledi. Ne zorladık ne de planladık. Bir noktada bunun sadece bir tanışıklık olmadığını, gerçek bir ilişkiye dönüştüğünü ikimiz de fark ettik”</em> ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Tanıştıkları ortamın başlı başına zor olduğuna değinen Hilal, <em>“Bir yandan deprem bölgesi, bir yandan yoğun iş temposu. Üstelik birlikte çalışırken zaman zaman bana biraz gıcık olduğunu bile düşünüyordum. Kültürel farklar da hissediliyordu. Korelilerle bizim çalışma tarzımız biraz farklı. Onlar daha sistemli ve planlı ilerlerken, biz sahada şartlara göre daha esnek hareket edebiliyoruz. Bu da zaman zaman küçük gerilimlere neden oluyordu. Ama bazı şeyler sonradan daha net anlaşılıyor. O an fark etmiyorsunuz ama zaman geçtikçe hisler kendini belli ediyor. Baştan bunun kalıcı bir ilişkiye dönüşeceğini düşünmemiştim ama o Kore’ye döndükten sonra bunun sıradan bir tanışma olmadığını anladım”</em> dedi ve ekledi:</p>
<section>
<div>
<p>“Açıkçası çoğu insanın düşündüğünün aksine ben çok büyük farklar yaşamadım. Hatta bazen şunu bile düşünüyorum; eğer bir Türk ile evlenseydim belki daha fazla kültür çatışması yaşayabilirdim. Çünkü eşim karakter olarak bana çok benziyor. Bence en belirgin fark günlük alışkanlıklarda, özellikle de yemek kültüründe. Kore’de yemekler daha sade, bazen bana göre daha çiğ ve tatsız gelebiliyor. Türk mutfağına kıyasla oldukça farklı bir damak tadı var. Ama onun dışında, özellikle aile bağları ve insan ilişkileri konusunda aslında çok büyük benzerlikler olduğunu düşünüyorum. İnsanların aileye verdiği önem, bağlılık duygusu ve ilişkilerdeki hassasiyet Türkiye ile oldukça benzer. Sadece Kore’de hayat biraz daha stresli ve insanlar küçük şeyleri daha fazla kafaya takabiliyor. Günlük hayatın temposu daha yoğun ve bu da insanlara yansıyor. Genel olarak baktığımda, kültürel farklardan çok benzerliklerin bizi daha fazla yakınlaştırdığını düşünüyorum.”</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a1569c65c71a7a8153d27c1.jpg" /></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>‘BABAMA İLK SÖYLEDİĞİMDE BÜTÜN GÜN AĞLADIĞINI HATIRLIYORUM’</strong></p>
<p>Ailelerinin bu ilişkiye nasıl yaklaştığını sorduğumuz Hilal, <em>“Aslında iki taraf için de başlangıçta farklı duygular vardı. Eşimin ailesi beni ilk gördüğünde kayınvalidem fotoğrafıma bakıp ‘Ne kadar güzel bir kız’ demiş. Bu ilk izlenim benim için çok tatlı bir detaydı. Ama tabii ki zamanla daha ciddi konular gündeme geldi. Özellikle Selim’in Müslüman olması ailesi için başta zor bir durumdu. Onlara göre bu, onun bazı özgürlüklerini kısıtlayacak bir şey gibi görünüyordu. Özellikle domuz eti konusu onlar için önemliydi çünkü Kore’de aile yemeklerinde bu oldukça yaygın ve kültürel olarak yerleşmiş bir alışkanlık. Başta bu duruma biraz takıldılar. Ama zamanla beni tanıdıkça ve bu sürecin aslında bir ‘kısıtlama’ değil, bir tercih ve yaşam biçimi olduğunu gördükçe bakış açıları değişti. <strong>Şu an geldiğimiz noktada bana karşı çok ince ve düşünceli davranıyorlar. Hatta onların evine gittiğimde benim için özel olarak helal et sipariş ediliyor, kullanılan tencerelerden kaşıklara kadar her şey ayrı tutuluyor. Bu benim için gerçekten çok kıymetli bir hassasiyet. Kendimi değerli ve kabul edilmiş hissediyorum. Benim ailem tarafında ise süreç daha duygusaldı. Babam için bu durum özellikle çok zordu. Babam milliyetçi duyguları güçlü olan bir insan ve benim başka bir kültürden biriyle evlenme fikrim onu çok derinden etkiledi. İlk söylediğimde bütün gün ağladığını hatırlıyorum. Bu benim için de çok ağır bir andı. Ama bana söylediği bir cümle var ki hayatım boyunca unutamam: ‘Bu bir sevda. Ben karşı gelip sana engel olarak seninle kavga edemem.’ O cümleden sonra aslında her şey değişti.</strong> Çünkü bu, bir babanın içindeki tüm zorluğa rağmen evladının mutluluğunu seçmesiydi. Zamanla her iki aile de birbirini tanıdıkça, anlamaya başladıkça bu ilişkiyi benimsedi. Şu an geldiğimiz noktada iki kültürün bir araya geldiği, karşılıklı saygı ve sevgi üzerine kurulu bir aile olduk diyebilirim”</em> şeklinde konuştu.</p>
<p><em><strong>‘Düğünümüzle ilgili de unutamadığım çok fazla an var’</strong> </em>diyen Hilal, <em>“Düğün bizim için sadece bir kutlama değil, iki farklı kültürün bir araya geldiği çok özel bir gündü. Koreli ailemiz ve akrabalarımız Türk kültürünü daha yakından tanıyabilsin diye özellikle bazı sürprizler hazırlamıştım. Düğünde horon ekibi ve Kafkas dans ekibi vardı. Onların performansları hem bizim tarafı hem de Koreli misafirleri çok etkiledi. En unutamadığım anlardan biri de Selim’in o danslara eşlik etmesiydi. Normalde böyle şeylere alışık olmamasına rağmen inanılmaz uyum sağladı. O an sadece izleyen biri değildi, gerçekten o kültürün bir parçası olmaya çalışıyordu. Herkesin birlikte eğlendiği, kültürlerin karıştığı o anlar benim için çok anlamlıydı. O gün sadece bir düğün yapmadık, iki farklı dünyayı bir araya getirdik diyebilirim”</em> şeklinde konuştu.</p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a1569f25c71a7a8153d27c3.jpg" /></img></div>
</div>
<p><strong>‘DEPREM, BANA HİÇBİR ŞEYİN GARANTİ OLMADIĞINI GÖSTERDİ’</strong></p>
<p><em><strong>‘Deprem bana hayatın ne kadar kırılgan olduğunu çok net gösterdi’</strong> </em>diyen Hilal, <em>“Her şeyin bir anda değişebileceğini, hiçbir şeyin garanti olmadığını orada çok derinden hissettim. Hatta depremden sonra 20 Şubat’ta yaşanan 6.4 büyüklüğündeki depremi de hissettim. <strong>O an gerçekten korkunun ne demek olduğunu anladım. Yaşamayanın anlaması çok zor. O saniyelerde insanın aklından geçen tek şey hayatta kalmak oluyor. Artık hiçbir şeyi ertelememeyi öğrendim. Hayatın ne kadar kısa olduğunu çok net gördüm. Daha anlayışlı ve sabırlı olmaya başladım.</strong> Çünkü herkesin içinde görünmeyen bir hikâye olabileceğini gördüm. Ve sonrasında gelen her şeyi, özellikle yeni başlangıçları, çok daha derin ve anlamlı yaşamaya başladım”</em> dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:</p>
<section>
<div>
<p>“Hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemiyor. Hatta bazen en güzel şeyler, hiç planlamadığımız anlarda karşımıza çıkıyor. Benim hikâyem de tam olarak böyle başladı; zor bir zamanın içinde, hiç beklemediğim bir anda. Bu yüzden şunu söyleyebilirim. İnsan bazen her şeyi kontrol etmeye çalışıyor ama bazı şeyler gerçekten kader, nasip ve kısmet. Sen sadece niyetini doğru tutup elinden geleni yaptığında, hayat seni olması gereken yere bir şekilde götürüyor. Aynı zamanda şunu da çok net öğrendim; zor zamanlar sadece yıkmaz, aynı zamanda insanı dönüştürür. Eğer pes etmezsen, o zor anların içinden çok daha güçlü bir şekilde çıkabilirsin. Ve belki en önemlisi. Kalbinizde bir ses varsa, onu görmezden gelmeyin. Bazen en doğru kararlar mantıkla değil, kalple veriliyor. Benim hikâyem bir tesadüf gibi görünebilir ama aslında her şeyin bir zamanı var. Ve gerçekten, bazı şeyler bir anda oluyor.”</p>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100 bin lirayla binlerce hayat kurtarabilir! Enkazda ne varsa görüyor: ‘Canlı olduğunu söylüyor’</title>
		<link>https://akhisarhaber.xyz/100-bin-lirayla-binlerce-hayat-kurtarabilir-enkazda-ne-varsa-goruyor-canli-oldugunu-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 00:06:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://akhisarhaber.xyz/?p=27033</guid>

					<description><![CDATA[Deprem ne yazık ki yeteri kadar hazır olmayan kentleri etkilediğinde, sonuç yıkım ve can kaybı oluyor. Enkazlar canlı bir insan bulma umuduyla durmaksızın çalışan ekipler için umudun adresi oluyor. Ancak pek çok zaman devasa enkazlarda zamanla yarış kaybediliyor ve depremzedeler orada yaşama veda ediyor. Peki ama onlara kamera ya da mikrofon olmadan nasıl ulaşabilirsiniz? Arif Bayır için bu sorunun cevabı 6 Şubat Depremleri’nde yatıyordu. Öyle ki depremin sembollerinden biri olan ‘Proteo’ isimli kurtarma köpeği Bayır’ın 100 bin liraya, değeri paha biçilmez insanın hayatını kurtaran buluşuna da ismini verecekti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" src="https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2026/01/100-bin-lirayla-binlerce-hayat-kurtarabilir-enkazda-ne-varsa-goruyor-canli-oldugunu-soyluyor-0-mmF1G1qi.jpg" /></p>
<p><strong>Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – </strong>6 Şubat 2023 günü saatler 04.17’yi gösterdiğinde bitmek bilmeyen bir kâbus 11 ilde yaşayanların gecesine çökmüştü. Günün aydınlanmasıyla kâbusun ne denli korkunç olduğu daha da net görülüyordu. <strong>Üstelik yaşanacak tek felaket 04.17’deki değildi. </strong>Yalnızca 9 saat sonra ilki kadar kötü bir sarsıntı daha bölgede yaşayanları vurmuştu. <em>54 bine yakın insanın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanacak Kahramanmaraş üst merkezli 2 büyük deprem, yerin 5 kilometre derininde başlamıştı. </em><strong>Üzerinden günler geçiyor 3 yıla yakın süre yaşanacak artçılar her gün o anları yeniden hatırlatıyordu.</strong> Ne yazık ki pek çok depremzede günlerce enkaz altında kurtarılmayı beklemiş, tüm molozların kaldırılması aylar sürmüştü. Yaşanan felaket çok büyüktü. Ölümlerin tek sebebi ise enkazda yara almak olmayabilirdi. <em>Uzun süre enkaz altında kalan kişilerin vücudu ve organları artık işlevlerini tam anlamıyla yerine getiremezdi. Yani bu bir ‘zamanla yarıştı.’</em> Ucunda yaşam olan… <strong>Bu felaketlerde ölen hayvan sayısına ilişkin net bilgi olmasa da etkilenen hayvan sayısının yaklaşık 11 milyon olduğu ifade ediliyor. </strong><em>Onlardan biri olan ve Meksika’dan Türkiye’ye insan hayatı kurtarmak için gelen ‘Proteo’ isimli kahraman köpek, çalıştığı enkazda ani bir çökme sonucu hayata veda etmişti. </em>Adını yaşatmak için Meksika’ya tıpkı Proteo gibi bir Alman Kurdu hediye edilmişti. <strong>İsmi pek çok yerde yaşatılan patili kahramanın, yine adıyla ‘yaşatacak’ bir buluş da üniversite öğrencisi Arif Bayır tarafından yapılmıştı.</strong> Enkaz altını kamera ve mikrofon olmadan görebilen, canlıları tespit eden bir cihaz icat eden Bayır, ‘Proteo Pack’ ismini verdiği buluşunu <strong>Milliyet.com.tr</strong>’ye anlattı.</p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2026/01/100-bin-lirayla-binlerce-hayat-kurtarabilir-enkazda-ne-varsa-goruyor-canli-oldugunu-soyluyor-1-HFhilLGg.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>MALİYETİ 55 İLA 100 BİN LİRA! ENKAZ ALTINI GÖRÜYOR: KAMERA VE MİKROFON YOK</strong></p>
<p>İngiliz Yazar Jeanette Winterson, <em>“Neyi tehlikeye attığın neye değer verdiğini gösterir”</em> sözüyle pek çok afette zarar gören değerlerin tehlikede olduğunu anlatıyordu. <strong>Yani depremde tehlikeye atılan gerçekten insan hayatıysa değeri yaşamanın değeri unutulmuş muydu?</strong> Üniversite öğrencisi Arif Bayır için bu, her şeyden daha değerliydi. Öyle ki enkaza mahkûmsak kurtarılmaya muhtacız. <strong>Peki enkaz altında neyin nerede olduğu bilinmezken bir insanı bulmak ne kadar kolay olabilir ki?</strong> <em>Pek çok teknolojik donanıma sahip araçlarla bile bu, aşılması zor bir sorunken Arif Bayır’ın ismini ‘Proteo Pack’ verdiği cihaz, kamera ya da mikrofon kullanmadan bunu başarabiliyor. </em>Üstelik 55 ila 100 bin liraya mal olan bu cihaz enkaz altındaki kişinin canlılık ihtimalini de ölçebiliyor.<strong> Peki ama nasıl?</strong></p>
<section>
<div>
<p>“Proteo Pack, kameraya veya mikrofona ihtiyaç duymadan çalışır. Sistem, enkaz altında kalan kişinin oluşturduğu biyolojik değişimleri analiz eder. Bunu, birden fazla sensörün aynı anda veri ürettiği bir “sensör füzyonu” yaklaşımıyla yapar: UWB (Ultra Geniş Bant) Radar milimetre düzeyindeki göğüs hareketlerini algılar, karanlıkta ve tam sessizlikte bile nefes alışverişini tespit eder. Karbondioksit gaz sensörleri bir insan nefes aldığında bulunduğu mikro ortamda karbondioksit seviyesi arttığında bunu algılar. Sıcaklık ve nem sensörleri insan vücudu yakın çevresinde daha sıcak ve nemli bir mikro alan oluşturduğunda bunu algılar. Bu veriler yapay zekâ tarafından birleştirilir ve cihaz enkaz altında ‘canlılık var/yok’ sonucunu yüzde olasılık skoruyla verir. Böylece, herhangi bir görsel veya işitsel sensör gerekmeksizin nefes, ısı ve karbondioksit değişimi üzerinden yaşam belirtisi tespiti yapılır.” –Arif Bayır</p>
</div>
</section>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2026/01/100-bin-lirayla-binlerce-hayat-kurtarabilir-enkazda-ne-varsa-goruyor-canli-oldugunu-soyluyor-2-pftE4C4s.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>İNSAN OLDUĞUNU DEĞİL, ‘CANLI’ İNSAN OLDUĞUNU GÖRÜYOR!</strong></p>
<p>Büyük depremlerde enkaz altındaki depremzedeleri kurtarmak için zamanla yarışılıyor. Bu süreçte ne yazık ki ölümler yaşanıyor ve depremden etkilenen kişiler uzun saatlerde mucizeler yaşıyordu. <strong>Tam da bu zamanla yarış, Arif Bayır’ın hayat kurtaran sistemine ilham olmuştu.</strong> Mekatronik Mühendisliği son sınıf öğrencisi Arif Bayır, <em>“Bu proje doğrudan duygusal bir kırılma noktasından doğdu. 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde 296. saatte hâlâ canlı çıkarılan iki kişi oldu. O haberi gördüğümde kendime şunu sordum: ‘Eğer daha erken bulunabilselerdi, kaç hayat kurtulabilirdi?’ Ses dinleme yöntemiyle insanların kaçırıldığını gördük. Bu yüzden amacı nefesi, ısıyı ve CO₂’yi algılayan bir teknoloji yapmaktı. 2000+ insan vücut modelleri üzerinde yaptığımız yapay zekâ sinyal işleme algoritması sayesinde, insanların kalp atışı ve göğüs kafesi hareketlerini simüle edebileceğimizi gördük” </em>diyordu. <strong>Yani mesele enkaz altından insan bedeni çıkarmak değil, canlı insan bedeni çıkarmaktı.</strong> <em>Bunu sağlamak konusunda yüzde 89 oranında doğruluk payıyla çalışan ‘Proteo Pack’ dikkat çekiyordu.</em> Diğer tüm enkaz altı görüntüleme sistemlerinden de tamamıyla farklıydı. <strong>Arif Bayır şöyle anlatıyor:</strong></p>
<p><em>“Diğer sistemler ‘orada biri var’ der, Proteo Pack ise ‘orada yaşayan biri var’ der. Amaç güvenlik ya da gözetleme değil, yaşam belirtisi tespitidir. Diğer sistemler hareket tespit ederken Proteo Pack nefes, karbondioksit, sıcaklık ve nem tespit eder. Bu sistemle diğerlerinin aksine hareketsiz insan bile tespit edilebilir. Bilinen düz duvarlar yerine düzensiz enkaz yapıları için geliştirilmiştir. Proteo Pack beton, metal ve ahşap gibi farklı enkaz simülasyonlarında, hareketsiz (uyuyan/baygın) insan senaryolarında, elektromanyetik gürültüsü düşük kontrollü ortamlarda yapılan testlerde canlı/cansız ayrımında yüzde 89 doğruluk sağlandı. Bu oran her geçen gün sistem geliştikçe artıyor. 6 ila 8 kilo ağırlığındaki bu sistem, 8 saat aralıksız çalışabiliyor.”</em></p>
<p><strong></p>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://akhisarhaber.xyz/wp-content/uploads/2026/01/100-bin-lirayla-binlerce-hayat-kurtarabilir-enkazda-ne-varsa-goruyor-canli-oldugunu-soyluyor-3-z8ZXjaa7.jpg"/></img></div>
</div>
<p></strong></p>
<p><strong>HAYAT KURTARIRKEN MELEK OLMUŞTU! İSMİNİN ANLAMI 6 ŞUBAT’TA YATIYOR</strong></p>
<p>16 Haziran 2013’te hayata gözlerini açan yavru Alman Kurt köpeği Proteo, insan hayatı kurtarmak konusunda son derece yetenekliydi. <strong>Hayatı boyunca dünyanın dört bir yanında yaşam için koşacak kadar değerli bir dost olan Proteo, Meksika&#8217;daki 1-A Askeri Kampı&#8217;nda bulunan Birinci Askeri Polis Tugayı&#8217;nın bir parçasıydı.</strong> Meksika Savunma Bakanlığı&#8217;na bağlı ekiplerin arama kurtarma köpeklerinden biri olan bu fedakâr dost, Meksika, Haiti, Guatemala, Ekvador gibi birçok bölgedeki operasyonlara katılmıştı. <em>2015’te Guatemala&#8217;daki toprak kayması ve 2016’da Ekvador&#8217;daki 7,8 büyüklüğündeki deprem gibi çeşitli doğal afetlerin ardından uluslararası insani yardım gruplarının bir parçası olan Proteo, Meksika&#8217;da 2017&#8217;deki torak kaymaları ve aynı yıl Meksika&#8217;yı vuran 7,1 büyüklüğündeki depremde görev yapmıştı. </em>2022&#8217;de Oaxaca&#8217;daki Agatha Kasırgası sonrasında yoğun çalışmıştı. <strong>10 yaşına girmesine yakın, deprem haberleri Kahramanmaraş’tan gelince Proteo ve ekip buraya koşmuştu. </strong>Depremin 4’üncü günü, moloz yığınlarıyla dolu şehirde bir yaşam belirtisi için koşan Proteo, 29 cansız bedenin çıkarılmasının yanında 3 kişinin de canlı olarak enkazdan çıkarılmasına yardım etmişti. 10 Şubat günü ise yaşlı ve fedakâr köpek, çalıştığı bir enkazda ölüme yenik düşmüştü. <em>Arif Bayır’ın ilham kaynaklarından biri de Proteo olmuş ve insan hayatı kurtarmak için geliştirdiği cihazına ‘Proteo Pack’ ismini vermişti.</em> <strong>Arif Bayır, sözlerini ilham kaynağına değinerek noktaladı.</strong></p>
<section>
<div>
<p>“Proteo isimli Meksikalı arama-kurtarma köpeği o dönem bir umut sembolü haline geldi. Biz de ‘bir köpek nefesi ve canlılığı hissedebiliyorsa, teknoloji neden hissedemesin?’ sorusuyla Proteo Pack’i geliştirdik.” -Arif Bayır</p>
</div>
</section>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
