Engelleri değil, hayatı büyüttüler! ‘Bizim için imkânsız diye bir şey yok, sadece biraz zaman alır’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Gülden Atay, 1979 yılında gözle beyne giden damarlarda oluşan kuruluk nedeniyle görme engelli olarak Çorlu’da dünyaya geldi. Annesi ev hanımı, babası devlet memuru olan Gülden, mutlu bir çocukluk geçirdi. O da diğer çocuklar gibi dışarı çıkıp oyunlar oynuyor hatta bisiklete bile biniyordu. Bazen dışarda onu üzen durumlar da yaşıyordu; mesela bazı zamanlar arkadaşlarının dışarda olduğunu biliyordu ancak çocuklar annelerine “Yok” dedirtiyordu… Gülden, çocukken hiç okula gitmedi ancak gitmeyi hep çok istedi. Arkadaşları okula giderken o da ablasının çantasını takar, okula gidermiş gibi yapıp mahallede dolaşırdı. Yıllar geçti, Gülden genç bir kız oldu ancak içindeki okuma isteği hiç sönmedi. Çocukken kapalı olan eğitim kapısını, azmi ve isteğiyle açmayı başardı. İlkokulu 18, ortaokulu 21 yaşında bitirdi. Lise diplomasını aldığında 25 yaşındaydı. Yaklaşık dört yıl özel bir radyoda program yaptıktan sonra, 24 yıldır özel bir şirkette santral operatörü olarak çalışan Gülden, 2009 yılında görme engelli olarak fikir alışverişinde bulunduğu bir mail grubunda hayatının aşkı Salih Altay ile tanıştıktan sonra 2010 yılında dünya evine girdi.

ÇOCUKLUĞU HASTANELERDE GEÇTİ

1984 yılında Karabük’te doğan Salih Altay ise görme engeliyle doğmamıştı lakin dünyayı çok az görebildi. Çünkü 3-4 yaşlarındayken gözüne batan bir cisim sonucunda gözünde bir problem oluştu. “Biraz cahiliyet, biraz da doktor hatası” diye anlattığı süreçte geçirdiği 4 ameliyat sonucunda görme yetisini kaybettiğini anlatan Salih, “Çocukluğum hastanelerde geçti. Bunun yanında anne ve babamın da aralarında anlaşmazlıklar vardı. Bu nedenle çok iyi ve mutlu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem” dedi. Salih eğitim alma konusunda Gülden’den daha şanslıydı. İlk ve orta öğrenimini görme engelliler okulunda tamamladı. Liseyi Kocaeli’nde bitirdikten sonra, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği’nden mezun oldu. 2009 yılından bu yana devlet memuru olarak görev yapan Salih, ayrıca bir halk eğitim merkezinde görme engelli bireylere ve özel eğitim öğretmenlerine Braille ve bilgisayar eğitimi veriyor.

EV İŞLERİNİ BİRLİKTE YAPIYORUZ

Toplumda, iki görme engellinin ev düzenini kurma ve sürdürme konusunda sorunlar yaşayacağı algısı oluşsa da evliliğin temeli; iletişim, sorumluluk ve sevgiye dayalıydı. Görme engelli Gülden ve Salih çifti arasında hep; güçlü sözlü iletişim, yüksek empati, ortak deneyimden doğan anlayış ön planda oldu. Temizlik, yemek gibi günlük işlerini hiç kimseden yardım almadan iş bölümüyle yapan çiftin evlilikleri, benzer deneyimleri paylaştıkları için oldukça dengeli ilerledi. Çok mutlu evlilikleri olan Salih ve Gülden çifti, bir çocuklarının olmasını istiyordu. Çift, o günleri şöyle anlatıyor:

“Dünyaya getirmek istediğimiz çocuğumuza engelli olmanın bir problem olmadığını ve ailesinin herkes gibi normal bir aile olabileceğini göstermek istiyorduk. Ancak hâlâ kafamızı karıştıran ‘Acaba ona haksızlık mı ediyorduk?. Büyüdüğünde bize keşke siz benim annem babam olmasaydınız diye serzenişte bulunur muydu?’ gibi sorular vardı. Bu düşüncelerden kurtulup, ‘Biz elimizden gelinin en iyisini yapacağız’ dedik ve evliliğimizden bir yıl sonra Allah bize anne ve baba olmayı nasip etti. Çevremizdekiler, ‘Ev işlerinde bize yardım eder’ diye bir kızımızın olmasını istiyordu. Ancak eşim ve ben, dünyaya bize yardım etsin ya da baksın diye bir birey getirmedik. Şu an 13 yaşında olan kızımızın, görme yetisini kaybetmemiş olan anne ve babaların çocuklarından hiçbir farkı yok. Her anne-baba gibi kızımızı büyütürken bizim de zorlandığımız bazı durumlar oldu ama çocuğumuza kendimiz baktık. Bizi en çok zorlayan şey toplumun bakış açısı oldu. Örneğin, kızımızı doktora götürdüğümüzde bilgileri bize değil de yanımızda olan kişiye söylediği için 3-4 doktor değiştirdiğimizi söyleyebilirim.”

‘BİLİNÇLİ VE EMPATİK BİR TUTUM SERGİLENMELİ’

Görme engelli bireylere yaklaşımda saygı ve doğal davranmak büyük önem taşıyor. Kendilerine abartılı bir hassasiyet değil, bilinçli ve empatik bir tutum sergilenmesini istiyorlar. “Yolda görme engelli biriyle karşılaştığınızda öncelikle yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorabilirsiniz” diyen Gülden, “Eğer yardım istediyse sizin onun koluna değil, kendisinin sizin kolunuza girmesine izin vermelisiniz. Görme engellinin bastonundan tutup çekiştirmemelisiniz. Koluna izinsiz girmemeli ya da ondan izin almadan ani dokunuşlarda bulunmamalısınız. Sonuç olarak sizlere nasıl davranılmasını istiyorsanız, görme engelli bireylere de aynı şekilde davranmalısınız. Bir de bir sorunuz olduğunda görme engellinin direkt kendisine sormalısınız, yanında bulunan birine değil” uyarısında bulundu.

‘DIŞARDA PEK ÇOK ZORLUKLA KARŞILAŞIYORUZ’

Görme engelli olarak pek çok zorlukla karşılaştıklarını anlatan Gülden, “Özellikle de toplumun ön yargıları bizleri fazlasıyla yoruyor. Kaldırımlara park eden araçlar ve yoldaki engeller hareketlerimizi kısıtlıyor. Seyyar satıcılar ve dükkanların önüne koyulan malzemeler adeta önümüze çekilen setler gibi… İçeride kendimize göre yöntemler buluyoruz ama dışarıda önümüze çıkarılan engeller yüzünden bu çok mümkün olmuyor dedi.

Görme duyusunu kaybeden ve engelli olarak hayatına devam eden bireylerin hem kendilerine hem de ailelerine çok iş düştüğünü aktaran Gülden, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Aileler çocuklarının her şeyi yapabilmesi için desteklemeli. Görme engelli bireyler de ‘Nasılsa görmüyorum’ deyip kenara çekilmeden hayatın içinde olmalı ve her şeyi kendi yöntemleriyle yapabilmeli. Çünkü birkaç şey hariç her şeyi yapabilmek mümkün,  yeter ki yapmak isteyin. Görme duyusunu kaybetmenin bir problem olmadığını, hayatın her anına dair yapılması gerekenlerin en iyisinin yapılabileceğini biz biliyor ve herkese anlatmak istiyoruz. Bu amaçla ‘Engelsizgözler’ adlı hesabımızla sosyal medyada içerikler üretiyoruz. Bizim için imkansız diye bir şey yok, sadece biraz zaman alır.”

Author: Admin