‘İyi yazarlar hep öldükten sonra mı kıymete binecek?’

Seray Şahinler – TRT Öykü Başarı Ödülü’nden Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’ne, Haldun Taner Öykü Ödülü’nden Sait Faik Hikâye Armağanı’na uzanan çok sayıda ödülle onurlandırılan Tosuner, güçlü anlatımına rağmen hiçbir zaman görünür olmayı tercih etmedi. Yazdıkları kadar sade bir yaşam süren yazar, edebiyatını kişisel bir vitrine dönüştürmekten bilinçli biçimde kaçındı. Bu tutum, onu sadık okurları nezdinde her zaman yüceltirken, günümüzün popülerlik merkezli edebiyat ortamında yeterince “görünür” kılmaya yetmedi.

Sitem değil vicdan çağrısı

Yazarın vefatının ardından pek çok yazar, yayınevi ve okur taziye mesajları paylaştı. Ancak sosyal medyada dolaşıma giren bir paylaşım, edebiyat dünyasının uzun süredir ‘konuşulmak istenmeyen’ bir sorunu yeniden gündeme taşıdı. Kendini ‘iyi okur’ olarak tanımlayan bir kişinin “Necati Tosuner’in adını bugüne kadar hiç duymadım” diyerek sorduğu “Madem bu kadar iyi bir yazardı, neden adını zikretmek için ölmesini beklediniz?” sorusu, aslında yapısal bir probleme işaret ediyordu.

Burada asıl eleştirilmesi gereken, okurlar değil; edebiyatı büyük ölçüde popülerlik, satış ve estetik vitrin kaygılarıyla sunan anlayıştı. Tosuner’in yıllarca edebiyatın merkezinde durmasına rağmen geniş kitlelere ulaşamaması, nitelikli edebiyatın nasıl geri plana itildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu tabloyu en çarpıcı biçimde anlatan örneklerden biri ise Tosuner’in yıllar önce bir gazeteye verdiği ilan oldu. “Necati Tosuner bir yayımcı arıyor!” başlıklı bu ilan, edebiyat tarihine hem ironik hem de hüzünlü bir not düştü. İlandaki ifadelerin hatırlattığı “İyi yazarlar hep öldükten sonra mı kıymete binecek?” sorusu, bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Tosuner, yayınevlerinden beklentisini şu sözlerle dile getiriyordu:

“Kişiliğini önemseyen, yazdıklarına değer veren, yazarlığını desteklemek isteyen, telefonlarına çıkacak, mektuplarını yanıtlayacak, cimri, kindar, nobran olmayan, insanlıktan nasibini almış olan bir yayıncı…”

Necati Tosuner’in ardından kalan bu satırlar, yalnızca bir yazarın kişisel sitemi değil; edebiyat ve yayın dünyasına yöneltilmiş güçlü bir vicdan çağrısıydı.

Sessiz bir ustayı, kelimeleriyle yaşamaya devam edecek bir yazarı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Author: Admin